0
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
55
Okunma
(Allı, parlak, pürüzlü)
Öyle de mürdüm bakılmaz ki küçüğüm!
Sana en büyük armağanı ince nakış ruh ve
Apse dolu bir mide olan,
Deniz manzaralı ömrünün duvarında teller...
(Sıska, titrek, yapışkan)
Uykusunda ilk gördüğü;
Çaresiz bırakılmış.
Şimdi ise hiddetle içine giren çakıllı yol,
Ve yolun sonunda söğütler...
(Tiz, nahoş, sıcak)
İki kaşının arasında yeniden açılmış o defter...
Dokunmuş, görmüş, geçirmiş: Yalan.
Söyle, neylesin o kardeleni?
Ovasını zakkumla doldurmuş çoktan.
(Ayıp, yasak, günah)
O vakit yürü küçüğüm!
Yeni Ay’ın rahmine gidelim.
Senli benli diyaloglar arasına,
Gövdesi aktan tapuğlar ekelim.
(Göz, kulak ve ağız)
04.04.2026 SELVA AKBABA
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.