0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
12
Okunma
Öyle bi susmalı ki;
Çığlık - çığlığa karışmalı hitap
Gömleğim kırışmış, ceketim yırtılmış
Dilim susmaya alışmış gibi...
Sanki bir denizde açıp yelkenleri
Rüzgarı bekliyorum öteden
Sanki toplayip güllerden bütün dikenleri
Gürültülü aydınlığa dikiyorum
Kaybım çok, kendi hakkıma girmişliğim...
Su bardaklarından özür dilerim, kara demlikten
Perde tutmaz pencereden sızan havaya kızgınım
Güneşi hatırlatıyor kapıda ki delikler
Öylesine bir vazgeçmişligim
Kendime, kaybımi söz vermişligim
Kaldırımlar siz de suçlusunuz...
Bütün tozları yuttunuz; onlar kalmıştı iz gibi
Bugün, sanki güz gibi, sıtma tuttu dolunayı
Nisan’ın aglak dudağı bükülmüş
Yine yağmur ıslanacak
Kaç aşık uslanacak yada...
Bilmediklerimden sorumluyum
Aşk adına biraz sorunlu
Dünya namına, terk-i diyarım
Kolları sıvamalı, geçmeyecek baharın
İsmini hatırda tutmalı ve unutmalı...
Bakkal necmi yine zam yapmış abur-cuburlara
Arada çocuklara ısmarlama şeker alırdım
Biraz utanırdım sokağından geçerken
Bazen geç’e kalırdım
Durakları ezberimden çıkarırdım
Arabayı mahsus kaçırır, evinin önünde takılırdım
Görenler olmuş geçenlerde...
Görmeyin yada güzel görün, mazur görün
Sadece uykumu arıyorum, bi’de kalbimi
Bir insan kalpsiz olamaz, değil mi?
Hem evinin önünde ki ağaçlar eğilmiş
Çok yaşlı degillerdi hâlbuki...
Bir- iki, rüyamdan uyandıran şimşege de küstüm
Uyandım ve yine sustum
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.