16
Yorum
43
Beğeni
5,0
Puan
250
Okunma

Yok yok,
Hiç bakma bana öyle.
Şu haline bak önce;
Ne zamandır dokunmuyorsun
Başkalarına süpürge ettiğin saçlarına?
Her teli ayrı ayrı hırpalanmış.
Ellerinin haline bak;
Onların üzerine çizmeyecektin ki
Yüreğini bile isteye yaralayanlara karşı sınırlarını.
Ya gözlerin... Beyazı ayırt edilmiyor siyahından.
Boynundaki kamburuna;
Taktılar mı bari birer madalya?
"Bizim dertlerimizle dertlendin" madalyası...
Gözlerinin yanındaki oyuklardan
Gözünün akımı sızdı.
Yoksa kocaman kanlı bir şelale mi?
Bu devasa oyuklar yaş işi değil belli.
Şişman, hantal ruhunu söylemiyorum bile;
Her söylenen sözü, derdi, hüznü yemiş yutmuş.
Şişmiş; sevgisizlikten perperişan, nefes nefese.
Bu halde bile ağzın kulaklarına asılı;
Ne bu "iyi desinler" gülücüğü mü?
Demezler, demeyecekler, demesinler de be!
İyi değilsin ki...
Terin bile acı acı yol çiziyor alnında,
Kabul et de sahip çık şu ağzına.
Duyuyor musun, diğer odadan beni çağırıyorlar:
"Duvarda asılı yansımalar seninle konuşmazlar!" diye bağırıyorlar bir de.
Onlar bile senin çıtının çıkmamasını kabullenmiş.
Al bu taşı ya parçalan,
Birinizden biri konuşsun.
Ya da ne olur bak artık kendi haline;
İçine, dışına, ruhuna, ömrüne...
Çünkü ha bitti ha bitecek.
...
Arkasını dönüp gitti.
5.0
100% (25)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.