7
Yorum
28
Beğeni
5,0
Puan
146
Okunma

Hüzünlerim fazla gelmeye başladı yüreğime
Günbegün taşar oldu.
Karar verdim; başka bir yer bulacağım onlara,
zaten bana acı verir oldu.
Gök talip oldu hüzünlerime:
— Bana ver, bende kalsın.
Gündüz görmezsin, getirmem bile karşına.
Gece de takarım yakama apolet gibi,
karışır diğerlerine.
Pek cazip geldi bu teklif,
kabul edecek oldum.
Ta ki kayıp düşeceklerini hatırlayınca:
— Ya düşürürsen yakandan,
ya bulaşırsa birinin dileklerine…
Durdu ve sükûtunu döktü gök,
her yer buz kesti.
Toprak talip oldu sonra:
— Ver bana.
Basarım bağrıma,
harmanlarım kendimle;
ayırt edemez benden
hiçbir yaşam, hiçbir can.
Olur gibi geldi.
Görünce saksımdaki rengi:
— Ya yeşerttiklerin,
filizlendirdiklerin,
o da tomurcuklanırsa,
salarsa kokusunu sevdalara…
Durdu ve çekildi kocaman,
derin bir boşluk yuttu.
Rüzgâr geldi en son:
— Bende olmalı hüznün.
Hep senden uzağa üflerim,
esmez bir kere bile yüzüne.
— Peki ama
seher yelinin huzurunda
karışırsa bir nefese,
ya bir fırtınanda sökerse
yüreğe kazınanları…
Dediğim anda
döne döne kayboldu
Su dinledi sadece…
Bir ses duyuldu:
— Al ve onu yerine koy.
O yalnızca taştığı yere yakıştı.
Taştığında dökmediği yere,
aktığında yakmadığı yere.
Hüznün,
senin yüreğine
ancak incili kaftan.
5.0
100% (10)