5
Yorum
21
Beğeni
4,7
Puan
155
Okunma

Yüzyıllardır aynı rüzgâr eser,
kan kokusuyla dolar dağlar, ovalar.
Çanakkale’de Boğaz kızıla kesildi,
Mehmetçik’in göğsü siper oldu denize.
“Allah Allah!” nidalarıyla titredi sema,
bir avuç yiğit, imparatorlukları dize getirdi.
Sonra Kurtuluş… Sakarya’da, Dumlupınar’da,
ateşten bir gömlek giydi Anadolu.
Mustafa Kemal’in sesi yankılandı dağlarda:
“Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”
Analar evlatlarını cepheye uğurlarken,
gözlerinde hem yaş hem gurur vardı.
İki Dünya Savaşı yuttu milyonları,
Hiroşima’da güneş doğdu vakitsiz,
Stalingrad’da dondu insanlık.
Şimdi yine aynı gök, aynı toprak…
İsrail’den İran’a, 2026’da yangın büyüyor.
Füzeler gökyüzünü yırtıyor,
Tehran’da, Tel Aviv’de bebekler uykusuz.
Hürmüz körfezinde petrol değil, kan akıyor.
Binlerce hedef vuruldu, binlerce can gitti.
Yorgun Savaşçı,
binlerce yıllık miğferini çıkarmış,
oturmuş bir kayanın başına,
ellerinde paslı kılıç, gözlerinde sonsuz yorgunluk.
Saçları ak, sakalı kanlı,
yüzünde Çanakkale’den, Sakarya’dan,
Hiroşima’dan, Gazze’den, Tahran’dan izler.
“Yetmez mi?” diye fısıldıyor rüzgâra,
“Kaç nesil daha gömeceğiz toprağa?
Kaç anne daha saçını yolacak?
Kaç çocuk daha oyunu unutacak?”
Yıkım bir canavar gibi büyüyor hâlâ,
her bomba bir baharı öldürüyor,
her füze bir umudu eziyor.
İnsanlık yoruldu…
Yoruldu zafer naralarından,
yoruldu “kahramanlık” yalanlarından,
yoruldu kardeş kanı dökmekten.
Ey Yorgun Savaşçı!
Kalk ayağa son kez,
sapla toprağa o paslı kılıcı derin derin.
Bağır ki duyulsun yedi iklim dört bucakta:
“Bu son savaşım olsun!
Ya barış gelecek, ya ben burada öleceğim!”
Toprak titredi altında,
gökyüzü sustu bir an.
Belki bu sefer sesi ulaşır kalplere,
belki bu sefer insanlık gerçekten anlar.
Belki bu sefer…
Yorgun Savaşçı’nın gözlerinden akan yaş,
kan değil,
sonsuz bir barış umudu olacak.
5.0
93% (13)
1.0
7% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.