2
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
154
Okunma
Ey bana yâr nazarıyla bakmayan sevgili,
Gözlerinin kıyısında sürgün bir akşamım.
İçimde kırılan aynaların sesini
Sessizliğinle çoğaltan yine sensin.
Ruhum; avuçlarında çözülen bir şehir gibi,
Sokak sokak terk ediliyor benliğim.
Bir yangın haritası çiziliyor kalbime,
Közlerinle imzalanmış kaderim.
Aşk-ı nârın düşmüş damarımın özüne,
Bir kıvılcım değil, ebedî bir cehennem.
Her nefeste biraz daha yanarken,
Küllerimden bile sana doğru göçerim.
Sen; ufkuma doğmayan bir güneşsin,
Ben gecene mahkûm bir yıldız yarası.
Sükûtun, içimde büyüyen bir çığ gibi
Sesim sana varmadan boğulur arası.
Kalbim, kapına bırakılmış bir yetim dua,
Gözlerim, secdeden kalkmayan bir bekleyiş.
Bir tebessümünle dirilecek bir ömür varken,
Niçin bu kadar uzak,
Bu kadar erişilmezsin?
Arş-ı âlâya yükselen ahım var benim,
Semâ bile titrer içimde kopan fırtınadan.
Sanırsın ki gizlenir bu yangın senden,
Oysa her harfim düşer huzur-u Rahmân’dan.
Ben, adını zikrettikçe çoğalan bir yokluk;
Sen, varlığımla eksilen bir sır gibi.
Ne kadar silsem de seni içimden,
Her boşluk yeniden senle dolu gibi.
Gel!
Bir an olsun yâr nazarıyla bak bana,
Bu virâne gönül yeniden vatan bulsun.
Ya da tamamen yık bu harabeyi sevgili,
Hiç olmazsa acım, senden kurtulsun.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(26 MART 2026)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.