2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
108
Okunma
Yirmi dört...
Bir ömrün en deli, en dolu çağıydı güya.
Ben hayaller kurarken gökyüzüne bakıp,
Bir hastalık sızdı sessizce, daldığım rüyaya.
Adı MS’ti, ama benim için "vurgun"du adı,
O günden sonra kaçtı ağzımın tadı.
Gençliğim dediğin, bir kuş kanadı çırpınışıymış,
Meğer hayat, en zayıf yerimden bir sınanışmış.
Yollarım uzundu, adımlarım hızlıydı eskiden,
Şimdi her mesafe bir uçurum, kopan bir parça benden.
Çaldı benden; o tasasız gülüşleri,
O yarınlara kurduğum rengarenk düşleri.
"Heba oldu" diyorum, haksız mıyım söyle?
Kim ister ki baharında, kışla dertleşmeyi böyle?
Ama bir bilsen...
O çaldığı her şeyin yerine, bin feryat ekledim,
Ben bugüne gelene kadar, ne sabırlar bekledim.
Yıkılmadım, sadece biraz yorgun düştü ruhum,
Emes dediğin bir dertse, ben de o dertte bir Nuh’um.
Gemimi yürütüyorum yine de, dalgalar boyumu aşsa da,
Gençliğim o takvim yaprağında, tozlu raflarda kalsa da...
Ben buradayım, eksilen her parçama inat,
Şiirimle, sözümle kuruyorum yeni bir hayat.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.