1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
76
Okunma
Nilüferin Ağıtı – Hicaz & Segâh
Gecenin siyah göğsünde
Adın hâlâ bir kor gibi yanar
Hicaz’ın ateşi çöker içime
Rüzgârın her dokunuşu
Senden kalan bir nefes olur
Çimenler titrer ay ışığında
Sanki yolunu kaybetmiş bir derviş
Tövbeye eğilen başıdır
Ve ben, toprağın kokusunda saklı
O eski duayı duyarım: “Gel…”
Ey Nilüfer…
Sen açtığın vakit göğün kalbinde bir kapı aralanıyor
Su, hüznü taşırdı sana; sen, hüznü bana
Şimdi her yaprağın sessiz bir ağıt gibi kapanıyor
Ve sen solarken ben kararıyorum
Tâ Segâh’ın derin karanlığına kadar
Ya Rab…
Bu beden toprağa eğilirken
Çimenler sırtımda bir kefen gibi büyüyor
Zaman, bir böcek gibi içimi kemiriyor
Etim zamana karışıyor
Ben susuyorum, çünkü Segâh’ın suskunluğu
Hicaz’ın çığlığından daha ağırdır
Nilüferin gölgesi suya bir ayet gibi düşer:
“Her şey ölür, aşk ölmez.”
Ey Nilüfer… sen gidince
Çimenlerin bile rengi soldu
Rüzgâr artık ilahi değil
Bir yetimin ağlamasıdır
Yine de bil ki: senin adın
Her gece Segâh’ın hüzünlü sesinde saklı
Ve ben, son nefesimi toprağa verirken…
Şu sözü mırıldanırım:
“Aşkın bittiği yerde gölge başlar
Gölgenin bittiği yerde Sen Ya Rab, Sen varsın…”
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.