1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
33
Okunma
Derin mavi yalanlar artık çerçeveye sığmıyor,
Bir şair kalemi tutuyor ve aynı anda kırıyor.
Dudaklarında son sigarasıyla
Alacakaranlığa süzülen ayı izliyor.
Loş ışıkta dans ediyor ateşböcekleri,
Ruhunun kıvılcımları gizemli bir şiir gibi.
Bu gece telaşlı kanatlar çarpıyor
Yorgun dalgaların üzerine sessiz bir uyanışı.
Bir kayıp aşkın hışırtısı okşuyor girdabın içinde
Saçlarını, hâlâ özlem rüzgârıyla savrulan…
Evet, ben bir şairim!
Aynalarda buğulanmış,
Şiirde bir ölü,
Gecenin çatısında
Kızıl bir turna çığlığı, paramparça.
Belki ona bir ateş yazmalıyım:
“Küllerimin sevgili koru,
Son bir kez tutuşuyorum, bilmiş ol.”
Hatırlıyorum,
Çok uzun zaman önce ya da hiçbir zamanda
Bir güzeli sevmiştim
Ve o beni sonsuz sessizlikte unutmuştu.
Kaç mevsimdir
Bu soğuk odada yalnızım?
Duvardaki paslı bir çivi
Zamanı bir resmin içinde tutuyor.
Binlerce çağ geçti, dedim.
Yalan!
Daha dün sonsuz acının ateşi yanıyordu
Ve gece içinde usul usul, sessizce söndü.
Belki şimdi o,
Başka bir ay ışığının altında,
Beni değil,
Sadece gerekli olanı düşünüyordur.
Bu kadın, bu güzellik,
Sevilmeye değmez miydi?
Ama sonra kalbime saplandı — durdurulamaz, derin.
Bu gece:
Ya bir destanı ateşe vereceğim
Ya da zihnimdeki kütüphaneleri alevlere boğacağım.
Peki ya yunuslar? Onlar zaten susuyor
Suda boğulan siluetlere karşı.
Söyle bana kalbim:
Yelken mi, ağıt mı yoksa intihar mı?
Kim önemser ki
Zaten bu son şiiri kimse okumayacak…
Bu gece gözlerim yine onu arıyor,
Bir zamanlar bıraktığı yaralara tuz basıyorum.
Çünkü biliyorum:
En güzel şiirler
Ruhun arafında yazılır.
…Ve bu gece
Sadece bütün şiirlerimi değil,
İçimdeki şairi de yakıyorum
Onun kalbi ve benim ruhum, parlak bir alev denizinde çözülürken.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.