0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
143
Okunma
Dostun gülüşüyle şenlenen evler,
Şimdi bir mezar gibi sessiz duruyor.
Hani nerde kaldı o tatlı diller?
Zaman her neşeyi yere vuruyor.
Tuzun tadı kaçmış, ekmek bayatlamış,
Sofraya sanki bin hüzün katlanmış.
Gönüller kilitli, diller paslanmış,
Herkes bir köşede hayal kuruyor.
Kahkahalar vardı sığmazdı dışa,
Şimdi döndük dertsiz, soğuk bir kışa.
Kimse bakmaz oldu gözdeki yaşa,
Vefasızlık kalbe kuyu kazıyor.
Eskiden bir lokma bölüşülürdü,
Dertler sofralarda hep çözülürdü.
Gidene samimiyetle üzülürdü,
Şimdi riya, dostu candan bozuyor.
Sanal bir dünyanın kulu olmuşuz,
Gurbeti sılanın içinde bulmuşuz.
Henüz kurumadan sararıp solmuşuz,
Ruhumuz bedende garip geziyor.
Şen şakrak sohbetler sustu, kesildi,
Vefa bayrakları yere serildi.
Kardeşlik hükmüne kefen biçildi,
İnsanlık kendi mezarını kazıyor.
Bırakın o süslü, yalan masaları,
Görmezden gelmeyin kanayan yaraları.
Söküp atın artık iğrenç bu karaları,
Yalnızlık bağrımı her gün eziyor.
Gönlüm der ki; bitsin bu sahte oyun,
Ya can olun burda ya da kaybolun!
Eski samimiyet olsun tek yolun,
Yoksa bu sessizlik bizi boğuyor
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.