9
Yorum
18
Beğeni
5,0
Puan
245
Okunma

En çaresiz yanımdan vur beni
Gözlerinle mesela
Söndür güneşi
Pakla yıldızları
Tebessümünle okşa çiçekleri
Sevindir bayram gezmesine
çıkmış çocukları
Uzat cennet kokan şekerleri
Gül yüzlü siman hatırına
Kırk kere geleyim kapına
Külyutmaz bir rüya…
Saat her gece dördü vurduğunda
Zifiri karanlığı yaran Ay ışığında
Belirir, gözlerime şifa tenin
Açar misk kokulu bir gerdenya
Maviye çalar zifiri karanlık
İçimde yok kırık, çıkık
Her şey yerli yerinde
Tıpkı hayallerimdeki gibi…
Müsait bir vakitte
Ağırla beni sığ limanında
Olmasın alelacele
Olmasın düşlerde kırık, çıkık
Rüzgarında kaybolayım ılık ılık
Acizliğime şahit ol istemem
Açma senden uzaklaşan kapılarımı
Görme ruhumun kapı kolunda asılı kaldığını
Bilme penceremin pervazında olup biteni
Apar topar olmasın gelişler ve gidişler,
Zamanın dinginliğinde yaşayayım seni
Kaldırımı ıslanmış sokaklarda
Duyarım, tanırım ayak seslerini
Kor kıvılcımlar yanar sularımda
Ruhundan gelir cennet esintisi
Bir görsen, bir bilsen bendeki değerini
Belki de dönüşeceksin Hüma’ya
Bakışların ne varsa alıp götürür
Gök kubbedeki sönük yıldızları süpürür
Belki de kaçıp gideceksin bu diyarlardan
Yağmurdan kaçarken, doluya tutulan
Ürkek bir ceylan edasında
Avcı oluşumdan değil, bu sessizliğim
Kılı kırk yararak yürüyorum
Suretinde ve siretinde kaybolan bir vahayım
Şifamdır ruhunu yansıtan gözlerin
Ben Kalu Bela’dan beri hastayım
Münasip bir vaktin olursa eğer
Şu garip yüreğime bir selam ver
Hasbihal eyle harap, bitap evimle
Kırlangıçların kanatlarına sar beni
Viraneliğimin sebebi sensizlikmiş meğer
Ensar Türkay
5.0
100% (13)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.