3
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
428
Okunma

Bir gün
çok ciddi bir karar aldım:
Şair olacaktım.
Ciddiyim.
Masaya oturdum,
kalemi elime aldım,
yüzüme de düşünür ifadesi taktım.
İnsan düşünürken
biraz kaşlarını çatmalı,
yoksa kimse inanmıyor.
İlk dizeyi yazdım.
Hiçbir şey olmadı.
Bekledim.
Yıldırım düşer sandım,
ilham gelir sandım,
en azından bir güvercin geçer diye düşündüm.
Hiçbir şey.
Sadece mutfaktan annemin sesi geldi:
“Çay içecek misin?”
Şairlik
böyle başladı.
İkinci dizeyi yazdım.
Cebimdeki para azaldı.
Üçüncü dizeyi yazdım.
Arkadaşlarımın sayısı azaldı.
Dördüncü dizeyi yazdım.
Bir kız
“Sen biraz garipsin” dedi
ve hayatımdan çıktı.
Şiir böyle bir şeymiş meğer.
Kimse sana
“aferin oğlum ne güzel meslek seçtin” demiyor.
En fazla
başını eğip
üzüntüyle bakıyorlar.
Sanki ben
şiir yazmıyorum da
duvar kemiriyorum.
Bir süre sonra fark ettim:
Şiir dediğin şey
çok terbiyesiz bir yaratık.
Önce sana yaklaşır.
Sessizce.
“Gel biraz kelimeyle oynayalım” der.
Sen de saf saf
oturursun masaya.
Sonra yavaş yavaş
senin hayatını yer.
Önce zamanını yer.
Saatleri kemirir
fare gibi.
Sonra paranı yer.
Şairlerin cebinde
rüzgâr dolaşmasının
bir sebebi var.
Sonra gururunu yer.
Bir şiiri dergiye gönderirsin.
Cevap gelmez.
Bir daha gönderirsin.
Yine gelmez.
En sonunda
postacı sana acıyarak bakmaya başlar.
Şiir
insanı böyle yer işte.
Ama asıl numarasını
daha sonra yapar.
Bir gün aynaya baktım.
Saçlarım biraz dağılmış,
gözlerim uykusuz,
yüzümde
yarım bir kelime dolaşıyor.
Dedim ki:
“Ben galiba şair oldum.”
O anda
şiir kahkaha attı.
Evet.
Şiir gülebilir.
Çünkü
şair dediğin şey
biraz komik bir canlıdır.
Adam
iki kelimeyi yan yana koyuyor
ve Nobel hayali kuruyor.
Bazen düşünüyorum:
Şiir
insanı yavaş yavaş
kemiren bir kurt.
Ama çok nazik bir kurt.
Önce
uykunu yer.
Sonra
dostlarını.
Sonra
aklını.
Bir bakarsın
otobüste giderken
bilet yerine
mısra uzatıyorsun.
Bakkala gidiyorsun.
“Yarım kilo peynir” diyeceksin
ama ağzından
“Bir parça hüzün verir misiniz”
çıkıyor.
Bakkal da sana
süt fiyatı gibi bakıyor.
Ben böyle böyle
yıllarca yaşadım.
Bir gün
masaya oturdum.
Karşımda
defter.
Defterin içinde
bin tane kelime.
Hepsi bana bakıyor.
Sanki diyorlar ki:
“Yaz bizi.”
Ama ben anladım artık.
Bu bir tuzak.
Kelime dediğin şey
küçük bir balık gibi görünür
ama
kancası çok büyüktür.
O gün
büyük gerçeği fark ettim.
Şiir yazmak diye bir şey yok.
Yok.
Koskoca yalan.
Şiir
yazılan bir şey değil.
Şiir
insanı yiyen bir şey.
Önce
bir mısranı yer.
Sonra
bir gününü.
Sonra
bir ömrünü.
Sonra
sen kalırsın masada.
Yorgun.
Yarım.
Biraz da komik.
Ve sonunda
çok garip bir şey olur.
Defteri kapatırsın.
Aynaya bakarsın.
Orada sen yoksundur artık.
Sadece
yarısı yazılmış bir şiir durur.
Ve o şiir
gayet iştahlı görünür.
Açık konuşayım:
Beni bayağı yedi.
Ama itiraf edeyim.
Ben de
fena değildim.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.