23
Yorum
51
Beğeni
5,0
Puan
322
Okunma

Dilimin idam ettikleri...
Aslında yoktu hiçbirinin suçu.
Gözlerim yalvardı hepsi hakikat;
"Yapma, kıyma onlara" diye.
Belki bekleyenleri vardır ardında,
Onlar olmazsa devamı gelemeyecek sözler vardır belki.
Dinlemedi dilim.
Tam küçük dilimden aşağı sallandırdı.
Onlar çırpındıkça, çıkmaya çalıştıkça ağzımdan,
Dilim, duyulmasınlar diye
"Mini mini bir kuş donmuştu, pencereme konmuştu"
Diye bağırmaya başladı ve yutkundu.
Aşağı düştü her bir harfi;
Çığlıkları, gözlerimdeki çağlayanları coşturdu.
Hakikatin dikenleri bütün gırtlağımı parçaladı.
Midem açmadı kapılarını,
"Bunlar bana ağır" diye haykırdı.
Onların gidecek bir yeri olmayınca
Düğüm düğüm yapıp karanlığını, açtı cenazelere.
Tam da dediği gibi oldu bir süre;
Yaktı oraları idam edilenlerin cesetleri.
Hakikatin yanık kokusu,
Ciğerlerimi ziftten bir zarla örttü.
Hepsi hakikatti ama izin vermedi dilim.
Sonra gönderdi her bir zerreme;
Hücrelerim ölü hakikatlerle doldu,
Onları da öldürür oldu.
Her bir uzvuma sıçradı
İdam edilen hakikatler.
Şimdi bu yazıyı sol elimle yazıyorum;
Sağlaktım oysa
İdam edilenlerden önce.
Hakikat ölürse içinde
Ve gömülürse her bir zerrene,
Cesedin hakikati
Yavaşça öldürür uzuvlarını.
Dilinin idam ettiklerine bir şekilde af çıkar;
Yoksa kayıp, ömründen olur.
Bazen görünür bu kayıp,
Çoğu zaman kokuşur içinde;
Görünmez bir leş olur.
5.0
100% (31)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.