4
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
427
Okunma

I.
Çatlayan yerine sızar aşkın
ar damarı...
Dilsiz bir ebru gibi yayılırken zaman,
Yolun sonuna ahidli kanatlar;
Al bulutlu sözcükleri çağların sırtından,
Saklı utancı ve şuh kahkahayı
Titretirken göğü...
II.
Nehirler akar
Ruhun kızıl kısraklarından;
Menziline susamış yabanıl bir nabız,
Göğsüne düşer ilk cemre.
Ucu tomur tomur
Çatlar şehvete,
Uğultusunda giz bir kalkan.
Öpüyorum seni
Avuçlarına sağılan ay’dan,
Uyandırılmış birkaç zeytinden.
III.
Sevgilim,
Şubat ortasında gelen baharım;
Sessizce süzüldü su, sarmalında çınarın,
Salkım salkım serildi vuslat.
Yedi iklimden süzülen ipeksi bir rüzgâr,
Yüzünü döndürdü göğün mavisine.
Yaslandı göğsünde hilâl’in,
Bir kor patladı,
Bin öpücük...
Odalar nevbahar.
IV.
Zirvesinde bir Börteçine;
Dilin turkuaz dua,
Yelesinde işlenmiş kızıl yemin.
Ela gözlü ülkenin keşfinde,
Firuze bir şafağın koynunda unutulmuş kervan
Bir ıssıza düşerken
Düşüyor Aysira, tarihin uykulu nehrine.
Sinesinden müjdeliyor ab-ı hayat
Kanadında altın hızma.
Bin niyazla açılıyor kilit;
Şiire düşüyor üç hece:
Destan...
Toroslar...
Kuz obası çağlıyor,
Menekşelerde mor sükunet.
V.
Bütün alfabeler adınla uyanıyor
Sırlı geceden.
Gülüşüne aylar dökülürken
Miraç şavkıyla harlanan o son vaha,
Mayalıyor masalları.
Sustukça çoğalan nâr gibi
Kök salıyor can yurduna Aysira.
Tesbih & Yahya İncik düeti
BeşMartİkibinYirmialtı
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.