0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
33
Okunma
Gök kubbe bakır bir davul gibi çınlarken
Bozkırın kadim soluğu yükselir ufuktan.
Bir oba ateşi titrer geceyle konuşur
Ve rüzgâr eski bir ad fısıldar: Cend.
Altay’ın karı henüz erimemişti,
Tuna’nın düşü henüz doğmamıştı.
Göğün buyruğunu dinleyen atlılar
Yurt arayan rüzgâr gibi yürürdü.
Yağız atların nalı toprağı uyandırır,
Bozkırın kalbi demir gibi atardı.
Bir kurt gölge gibi dolanırdı gecede,
Dolunay gözünde kadim bir mühür.
Asena’nın soluğu inerdi yelelere,
Gökbörü öncü olurdu karanlığa.
Her alpagut yüreğini taş gibi bilirdi,
Korku bilmez bir ruh taşırdı göğsünde.
Kurultay ateşinde sözler dövülürdü
Kam göğe bakar, ozan sözü bağlardı.
Her söz bir töre, her bakış bir yemin,
Örf bozkırın damarında akardı.
Bir gırtlakta yükselirdi savaş sesi,
Dağlara çarpıp yankı olurdu.
Yankıdan doğardı bir yeni sabah
Ve sabahın adı olurdu yürüyüş.
Horasan ufku kızıl bir yay gibi gerilir,
Rüzgâr yurt kokusunu taşırdı.
Atlılar göğün buyruğuna inanırdı,
Yol onların kaderi olurdu.
Cend kapısı bir rüzgâr gibi açıldı,
Kadim taşlar göğü dinledi.
Bir sancak yükseldi dolunay altında,
Bozkırın ruhu ona bağlandı.
O an gök bir mabet oldu,
Yeryüzü bir dua gibi sustu.
Türk’ün kanadı rüzgârı yararken
Kader demir bir kılıç gibi parladı.
Yağız atların soluğu sis oldu,
Kurtların uluması geceyi yardı.
Her yiğit bir yıldız gibi yürüdü,
Bozkır onların ardında dalgalandı.
Düşman gölgede titredi
Ama korku bu yüreği tanımazdı.
Çünkü güç yalnız kolda değil,
Kadim ruhun derinliğindeydi.
Bir ozan kopuzunu göğe kaldırdı,
Tellerde zamanın sesi vardı.
Kam gözlerini göğe dikerken
Eski göklerin sırrı konuşurdu.
Malazgirt henüz ufukta bir hayaldi,
Anadolu henüz bir düş kadar uzaktı.
Ama Cend’de yakılan ateş
Yüzyılları aşacak bir ocaktı.
Bozkır o gece susmadı,
Rüzgâr destanı taşıdı.
Ve dolunayın alnına yazıldı bir söz:
Türk yürürse yollar yurt olur.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(5 Mart 2026)
5.0
100% (1)