0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
27
Okunma
PAPATYA
Papatyayı çok sevmiştin,
“Seviyor, sevmiyor” diye oynamıştın.
Ben ise seni seyrederken gülmüştüm,
Sonra
Sessizce uzaklaşmıştım
Sensiz kalan dünyaya.
Bir gün
Yolum yine bir papatyaya düştü.
İçimde bilmediğim bir sızı,
Garip bir serhoşluk
Ansızın çöktü kalbime.
İlk aklıma gelen
Gülerek baktığın o yüzün,
Papatyayla konuşur gibi
Fısıldadığın o halin oldu.
Sersemlemiş,
Kendimden geçmiş gibiydim.
Zamanın içinde,
Başka bir zaman buldum seni.
“Acaba,” dedim içimden,
“Benden de söz eder mi papatya?
Adını söylesem
Anlatır mı seni bana?”
Koparmaya kıyamadım.
Okşadım sadece yapraklarını.
“Seviyor, sevmiyor” diyemedim;
Korktum…
Ya sevmiyor gelirse diye.
Başladım saymaya
Hep “seviyor” diye.
Seviyor…
Seviyor…
Seviyor…
“Sevmiyor” hiç gelmedi.
Belki de ben
Sensizliğin falına
Seviyor diye baktım.
Çocuklar gibi sevindim o an.
Ama bilirsin…
O tarifi imkânsız sızı
Hâlâ sol yanımda durur.
Bir papatyadan gelen
Bazen acı, bazen gülümseyen bir sızı…
Dört mevsimi bire indiren,
Baharı da yazı da silen bir sızı.
İşte böyle
Papatyayla tanışmam.
Ama papatyalar suskun değil.
Ne zaman fala baksam
“Seviyor, sevmiyor” diyemem artık.
Hep “seviyor” derim,
Sevmemekten uzak kalırım.
Çünkü papatyaların dili
Sessiz ama gürdür.
Sözleri sır,
Haykırışları rüzgârdır.
Rüzgâr alır o fısıltıları
Bir uçtan bir uca taşır.
Buradaki papatya da bilir,
Dünyanın öbür ucundaki de.
Biz hep fal bakarız
“Seviyor, sevmiyor” diye.
Ama her defasında
Aşkın ilk adımıyla başlarız.
Papatyanın yapraklarında
Bir kalbin titrek duası vardır.
Ben ise
Hiç koparmadım kanatlarını.
Hep “seviyor” diyerek baktım.
Ve her defasında
Papatyayı
Bana gülümserken gördüm.
Çünkü
Papatyalar
Asla suskun değildir.
5.0
100% (1)