19
Yorum
40
Beğeni
5,0
Puan
260
Okunma

________________________
_____________🦋
Artık seni anlatmaya yetmiyor bu alfabenin gücü; sen gittin ya, her harf kendi içine bükülerek o dilsiz sızıya teslim oldu.
Söylenemeyen, gırtlakta düğümlenen ne varsa, dilsiz bir ağrıya dönüştü içimde.
Ben artık o koca sessizliğin tam ortasında, kendi sesini bile tanıyamayan, acısı diline küsmüş o kimsesiz kadınım.
Hangi sözcüğü kalbime fısıldasam, ucu sana bilenmiş bir sitem çıkıyor ortaya.
Seni mısralara sığdırıp kurtulurum sanmıştım,
Bilmezdim ben, seni, yazdıkça kanayan, sustukça içe doğru derinleşen o dilsiz sızı olduğunu
Sen benim dermanı veda olan o en uzun, en sessiz ağrımsın artık.
Cümlelerim, limanı olmayan gözle görünmez birer gemi; noktalarım ise hiç tutulmamış yeminlerin dilsiz tanığı.
Sen hayatımın en büyük soru işaretiydin.
Sahi; neden geldin, neden sevdin ve neden gittin?
Meğer sen, bir başkasının şiirinde eksik kalan o öznesiz, sessiz bir heceymişsin sadece.
Dilim mühürlendi artık "seviyorum" demeye; kelimeler gırtlağıma saplanan birer cam kırığı...
Sen benim vaktiyle en çok tekrarladığım duamdın,
Şimdiyse en derin dilsizliğimsin. İçimde kopardığın kıyameti,
Sakın dudaklarımdaki bu ölü sessizliğinden sorma,
Çünkü bu sızı, konuşamayacak kadar yaralı.
Eksik bir alfabeyle veda mektubu yazmaya çalışmak, ışığı sönmüş bir fenerle karanlık bir denizi aydınlatmak gibiymiş.
Sen gittin ve bütün anlamlar dilsizleşerek kendini uçurumlardan aşağı bıraktı.
Seni sevmek, aslında kendi kıyılarını bile isteye fırtınaya teslim etmekmiş; bu dilsiz sızıyla baş başa kalınca anladım.
Hangi sayfayı çevirsem, satır aralarında senin gölgen pusuya yatmış bekliyor.
Altı çizili her cümle, aslında senin ustaca gizlediğin birer cinayetti.
Ben o kelimelere ruhumu üflemiştim oysa; şimdi hepsi senin büyük ihanetinden arta kalan birer harabe sessizliğinde,
Sessiz harfler biriktiriyorum artık kumbaramda.
Konuşursam, bu sessizliği bozarsam, içimdeki o koca bina üstüme çökecek, biliyorum.
Senin o gürültülü gidişine inat, ben bu dilsiz sızıyı en mağrur sükunetimle, kalbimden usulca kazıyorum nadasa bırakılmış topraklara.
Alfabe bitti, söyleyecek tek bir hece bile sığmadı bu vedaya.
Senden bana kalan tek miras, bu ıssız kimsesizlik ve dinmeyen o dilsiz sızı.
İnsan her şeyi unuturmuş da,
Bir tek o son bakışın bıraktığı o "hiçlik" duygusunu unutmazmış.
O bakışın, kalbimde açtığın en büyük yetimlik çukuruydu benim için.
Kelimeler yorgun, ben yorgunum, zaman yorgun...
Seni sevmekten değil de, bu dilsiz sızının kambur yükünü taşımaktan yorgun düştü bu beden.
Hangi harfe tutunsam elimde kalıyor her biri.
Kendi içimde yarattığım bu tufanda,
Nuh’un bile uğramadığı o unutulmuş enkazım şimdi.
Bir gün bir yerlerde karşılaşırsak eğer, sakın dudaklarını kıpırdatma.
Biz harflerimizi o son vedanın sabahında, celladımıza teslim ettik.
O büyük hikâyenin en güzel yerinde sustuk biz; o günden beri bu dilsiz sızıyla nefes almayı öğrendik.
Eksik bir alfabe bıraktın bana giderken; ne seni bir daha yazabilir kalemim, ne de kendimi yeniden okuyabilir yüreğim.
Sadece bir "hoşça kal" sığdırabildin o daracık kalbine; oysa o iki kelime, benim tüm barajlarımı, tüm umutlarımı yerle bir edip geçti, geriye sadece bu dilsiz sızı kaldı.
Aynadaki aksini, bakışlarımla silip atıyorum bu son mısrayla; yüzümde sana dair tek bir gölge, tek bir kırıntı kalsın istemem.
Sen bir uçurumun kıyısında Yankılanan o sahipsiz çığlıktın,
Bense artık o derin boşlukta,
Yüklemi veda, adı dilsiz sızı olan öznesiz bir cümleyim.
Cemre Yaman
5.0
100% (20)