3
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
160
Okunma
On parmağında on kusur bir adamdın.
Kaçıncı yalanında vazgeçtim senden, saymadım.
Sana rağmen, sana çok bile dayandım.
Ödün verdikçe, kapında köleyim sandın.
Sağlam yanlıştın; bütün doğrularımı katlettin.
Şimdiye dek, milyon kere üstünü çizmem gerekiyordu.
Ama sen aklımı bana düşman ettin.
Her “merhaba”da sana bile bile yenildim.
…
Sen, korkunç bir uçurumdun.
Ben sana rağmen; kıyılarına ev kurmaya çalışan bir inat.
Bütün işaretler “geri dön” diyordu,
Ben kalıyordum.
Bütün yolların sarp kayalıklarla doluydu,
Ben yürüyordum.
Her şey senin aleyhineydi,
Ben lehine çevirmek için irademi terk ediyordum.
Arama girdin kalbimle,
Daha da barışamam artık kendimle.
…
Masmavi göğüme kül rengi bulutlar bıraktın.
Benim sana verecek selamım bile kalmadı.
Göğsüme açtığın deliklerden oku beni.
Gömleğimdeki kırmızı senin eserin;
Kan revan ettiğin inancımdan bulaştı.
Güçlü kadınmışım…
Açtığın onca yaraya rağmen ölmedim.
Bir bilene danışsam dedim, var mıdır izahı?
Ben senin kahpeliğine akıl sır erdiremedim.
Kendine sorsana bir: aylarca neyindim?
…
Ben evimdeyim sanıyordum, meğer elindeymişim.
Gerçeği kavrayınca “ahh” dedim kendime, “ah.”
Binbir tuzakla örülü gülüşlere kanacak kadar safmışım hâlâ.
Bundan kötüsü gelemez başıma dediğim her şeyin,
altın vuruşu oldun sen.
Kalbime sürülmüş en büyük kara lekesin.
Yıkılsın dilek taşı bildiğim omuzun,
Yüzünde gezinen ellerim kırılsın.
O şiir sandığım yüzün,
Tükürmeye bile değmezmiş.
…
(/Şair kepenk indirdi, buradan bir şiir daha çıkmaz sana./)
06.20, 27 Şubat 2026
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.