0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
45
Okunma
Hissetmeyi sever insan!
Lâl olan sözcükler hapsolurken.
Dudakların öksüz bükeylerinde.
Akşam vakti yine,
Ayrılığın kol gezdiği saatler.
Tepelerin ardında kızıl hüküm sürüyor.
Sessizce bir dönüşüm, gülümsemelerin ardında.
Bahtı kara yazgılar,
Sözcüklerin kifayetsiz dönüşümünde,
Berhava olan düşlere evrilmeye meyilli.
Tepelerin üzerinde ağaç kümeleri,
Gün batımına saygı duruşunda.
Nedensiz hüzün feekansları,
Yüzdeki ifadede edilgen.
Yaş, kemâle ermenin gün batımını kutsuyor.
Avurtları yer çekimine boyun eğmiş,
Yaşlılık psikozunda günah çıkarma seansları.
Masum rolüne bürünen
Kurt yalnızlığı, kendi ininde.
Katil bakışların ardına gizlenen acınası haller.
Bazen de kurtlar sofrasında
Acı çeken kuzu misâli, gözlerde biriken acı su.
Kaç düya var bir yudum can içinde,
Duygusal tepkimelerde yerle yeksan.
Kendi dağında hükümranlığa yeltenen
Bir çocuk hayali, kendi gölgesinden korkarak.
Son evresi tanımlanmış hastalık
Kendi zulmünü yapmadan
Terk etmiyor biçare canı.
Cam kenarında dışarıya bakarken
Anılarla avunan yalnızlığın
Kol gezdiği ayrılığın dem bulduğu
Akşam saatleri.
Saadeti ararken, heba olan yılların
Pişmanlık raddelerinde,
Caddeler boyu yürürken.
Gözlerde biriken iki damla yaş,
Gücenmeye kıvrılmış bir dudak boyu mesafede.
5.0
100% (1)