0
Yorum
7
Beğeni
4,3
Puan
68
Okunma

Kalbe ilk düştüğünde aşkın kıvılcımları.
Küçük bir ateş yakar, alevsiz ve dumansız.
Usul usul yararak, sahildeki kumları.
Bir gemi demir alır, rotasız ve limansız.
O ilk hisler nedense tarifsizce yaşanır.
Durduk yerde gözlerden, bir kaç damla boşanır.
Eski olan ne varsa, bir bir rafa döşenir.
İç çekişleri başlar, birdenbire zamansız.
Uzanıp alınmayan, meyve yüklü daldır aşk.
Yiyeni bir hoş eden, sırlı "delibaldır" aşk.
Sonu belli olmayan, uzun ince yoldur aşk.
Öyle bir yoldur ki bu, çok çetin ve amansız.
Tenin teni sarması mıdır sence mürüvvet ?
Nefsin beden arzular, yüreğinse bir davet.
Her şeyi değiştirir, fısıldanan bir "evet"
Bir adım atamazsın, sadakatsız, imansız.
Çilelerin sonunda, ayak suya erince.
Leyla geride kalıp, vahdet düşe girince
Yolun sonundan gelen, o ışığı görünce.
Çıplak kalır hakikat, teteddütsüz gümansız.
(Onuncuköylü İsmail SIKICIKOĞLU)
5.0
67% (2)
3.0
33% (1)