1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
106
Okunma
Yeterince sevilmeyen biri
rüzgârı bile omuz sanır,
çünkü omuz nedir bilmez de
üşümeyi ezbere yaşar.
Soğuk, onun tek mirasıdır,
çocukluğu, camı buğulanmış
bir kış odasında kalmıştır.
Bir kapı aralansa
içeri dolan ışığı güneş bellemez
ama karanlıktan kaçan gözleri
o sızıntıyı sabah sayar.
Bir ampul titrer tavanda,
o titremeyi kalp atışı sanır.
Sevgiye aç kalmış bir yürek
kırıntıyı sofra,
gölgeyi ağaç,
serabı ırmak yapar.
Çölün ortasında
bir avuç nem bulsa
okyanus diye yüzmeye kalkar.
Bir nasılsın kelimesi
omuzlarına serilen battaniyedir.
İki hecelik bir ilgi
yıllarca saklanan bir ziynet.
Çünkü yoklukta büyüyenler
damlayı deniz,
kıvılcımı güneş,
geçici tebessümü kader sanır.
Bir bakış değse kirpiklerine
içinde papatyalar açar,
oysa o bakış
rüzgârın yön değiştirmesidir sadece.
Ama rüzgârın yönünü
yazın gelişi zanneder.
Yeterince sevilmeyen biri
bir gölgeyi çınar belleyecek kadar yorgundur,
başını yasladığı her duvarı
evim diye çağıracak kadar kırgın.
Çünkü evi hiç olmamıştır kalbinin,
hep kirada oturmuştur insanların içinde.
Sarılmanın hayalini
gerçeğin önüne koyar,
bir mesaj sesini
bayram sabahı gibi bekler.
Telefonun ışığı yandığında
geceyi affeder.
Tutunduğu şey çoğu zaman
ip değil, sis
ama düşmemek için
sisi örer,
dumandan merdiven yapar,
boşluğa bastığını bilse de
aşağı bakmamayı seçer.
İçinde görünmez bir kuyu vardır,
kim bir taş atsa
yankıyı alkış sanır.
Karanlığın içindeki sesi
beni çağırıyorlar diye yorumlar.
Bir tebessüm,
onun için imzalanmış bir sözleşmedir,
bir dokunuş
ömürlük bir ahit.
Oysa karşı kıyıda duran
çoktan çekip gitmiştir bile,
ama o hâlâ
dalgaların köpüğüne
isimler yazar.
Sevilmemişlik,
içte donmuş bir göldür,
üstü cam gibi parlak,
altı çatlaklarla dolu.
Kim küçük bir sıcaklık getirse
buz çözülüyor sanır,
oysa yalnızca yüzey erir,
derinlik yine kış kalır.
Ve en çok da
seviliyormuş gibi hissettiren
küçük yanılsamalara tutunur,
çünkü gerçek sevgi gelene dek
insan
hayalin ateşiyle ellerini ısıtır,
yanmayı göze alır,
külü bile şifa sayar.
Belki bir gün
gerçek bir el uzanır,
duman çözülür,
sis dağılır,
kuyu suyla dolar,
kalp ilk kez
kırıntıyla değil
sofrayla doyar.
O vakte kadar
yeterince sevilmeyen biri
rüzgâra sarılır,
gölgeye isim verir,
ışıltıyı güneş sayar,
ve hayatta kalmak için
seviliyormuş gibi hissettiren
her şeye
can simidi değil
cennet der.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.