2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
177
Okunma

Geri gelsin üç kardeş oturduğumuz sofralar…
Aynı tabaktan, aynı çanaktan doyduğumuz günler.
Sen evde yokken evi temizleyip
Seni mutlu etmeye çalıştığımız o küçük kahramanlıklar…
Geri gelsin anne, geri gelsin kırklı yaşların.
Soba yakmanı özledim anne…
Biz daha yataktayken kalkıp
Sobanın külünü boşaltırdın ya,
Nasıl ses çıkarırdı…
Nasıl da kızardık sana uykumuz bölündü diye.
Meğer o ses, evin kalbinin attığı sesmiş.
Güğümden yükselen tıslamalar,
Sobanın içinde pişen patatesler,
Üstünde ısıtılan tandır ekmekleri…
Ah anne…
Keşke zamanın bir “dur” tuşu olsaydı.
Bir anı dondurup içinde yaşayabilseydik.
Ya da bir “geri” tuşuna basıp
Doyamadığımız o günlere dönebilseydik.
O zamanlar “sabahın körü” dediğimiz
Şimdi ise “sabahın nuru” olduğunu anladığımız
O altı vakitlerine dönsek…
Yine sobayı yaksan, üstünde çay demlense…
Biz yataktan çıkmak istemesek,
Sen yere sofrayı kursan,
Sobada kızaran ekmek kokusuyla çağırsan bizi.
Mavi önlüklerimiz vardı anne…
Yakası ütülü, dizleri çabuk eskiyen,
Ama içinde koca hayaller taşıyan.
Okula giderken arkamızdan bakışını hatırlıyorum,
Sanki dualarını sırt çantamıza koyar gibi.
Telaşın arasında
Siyah okul önlüğümün düşen düğmesini diktiğin gibi,
Bazen saçımızı taradın,
Bazen gözyaşımızı sildin.
Ah anne…
Sen bir kişiydin ama
Bize hem anneydin, hem baba.
Babamız yokken
Yükünü kimse görmeden taşıdın.
Gece yorgunluğunu saklayıp sabah gülümseyen,
Aç kalıp bizi doyuran,
Kırılıp belli etmeyen sendin.
Şimdi düşünüyorum da anne…
Belki yokluk vardı,
Ama kalbimiz dopdoluydu.
Benim çocuklarım da memur çocuğu ama
Bizim çocukluğumuz gibi değil sanki.
Bilmiyorum anne…
Varlık mı iyi, yokluk mu?
Biz bu hayatta neyi kaçırıyoruz?
Neyi beceremiyoruz ya da neyi unuttuk?
Sen nasıl başardın bizi
Bu kadar azla bu kadar mutlu etmeyi?
Değişen ne anne?
Zaman mı… insanlar mı… yoksa biz mi?
Benim çocuklarım da
Bir gün çocukluklarını
Benim seni özlediğim kadar özleyecek mi?
Ha anne…?
#MehmetYETEK
#geceyebirşiir
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.