0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
28
Okunma

Yaşça büyükler konuşurken susup dinlemeyi,
Misafir gelince ayağa kalkmayı,
Aynı sofrada bölüşmeyi,
Komşunun acısını kendi acın bilmeyi,
Bir tabak yemeği iki eve pay etmeyi öğrendim.
Sıcakta asfalt kokan sokaklarda büyüdüm ben.
Yağmur yağınca göle dönen yolları,
Çamura saplanan ayakkabıları,
Elektrikler kesildiğinde karanlıkta edilen sohbetleri bilirim.
Bizim oralarda çocuklar erken büyürdü biraz…
Bir yandan denizin kokusu,
bir yandan da memleketin yorgunluğu sinerdi üstümüze.
Küfür etmeden konuşmayı,
Kimsenin yarasıyla alay etmemeyi,
İnsanı memleketine, kimliğine göre ayırmamayı öğrendik.
Çünkü Hatay’da farklılık değil,
kardeşlik öğretilirdi bize.
Alevi’si, Sünni’si, Hristiyan’ı…
Aynı sokakta büyür,
aynı fırından ekmek alır,
aynı düğünde halay çeker,
aynı cenazede omuz omuza ağlardı.
Biz birbirimizin ne olduğuna değil,
nasıl insan olduğuna bakarak büyüdük.
Sonra 6 Şubat geldi…
Geceyi ikiye bölen o uğultuyla
bir şehrin kalbi enkaz altında kaldı.
O gün sadece binalar yıkılmadı;
çocukluğumuz,
anılarımız,
Huzur sesinin yankılandığı evler de yıkıldı.
Ama biz yine de birbirimizin elinden tutmayı bırakmadık.
Bir tas çorbayı paylaşmayı,
enkaz başında yabancı birine sarılmayı,
acıya rağmen ayakta kalmayı bildik.
Çünkü biz Hataylıyız…
Acıyı da birlikte yaşarız,
yarayı da birlikte sararız.
Ben Hatay çocuğuyum…
Yıkıldım ama boyun eğmedim.
Kaybettim ama insanlığımı kaybetmedim.
Ve ne olursa olsun,
bu memleketin küllerinden yeniden doğacağına inanmayı hiç bırakmadım.”
#MehmetYETEK
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.