9
Yorum
22
Beğeni
5,0
Puan
125
Okunma

Öyle arkana bakmadan,
Hiçbir şey olmamış gibi kapıyı çekip çıkma.
Sırtımdan vurduğun kelimeleri de al yanına, eksik bırakma cinayetini.
Eğer yüreğin yetiyorsa son darbeyi indir bu yorgun kalbe;
Vur beni öyle git, yaralı bırakma ki bir daha ayaklanmasın bu enkaz.
Gidişin zaten bir ölüm ilanıyken, neden hala nefes almamı bekliyorsun?
Gözlerindeki o soğuk mermiyi sür namlunun ucuna, bitsin bu sessiz işkence.
Aşk, bir ömür boyu yaşatmak değil miydi sevdiğini?
Sen beni öldürmeyi seçtin,
o zaman yarım bırakma işini, tamamla veda törenini.
Sokak lambaları altındaki o son gölgemizi de çiğne öyle geç.
Hangi hatıramıza dokunsan kanıyor, hangi sözümüze değsen zehir saçıyor.
Merhamet istemiyorum senden, sadece net bir son istiyorum;
Vur beni öyle git, bir boşlukta asılı bırakma bu çaresiz ömrümü.
Hangi hekim dikebilir ki senin açtığın bu devasa uçurumu?
Hangi dua kurtarır beni, senin bu meşum sessizliğinden sonra?
Kendi içinde mülteci kalmak neymiş, senin gidişinle öğrendim;
Vatanım kalbindi, şimdi her yer gurbet, her yer kan revan içinde.
Sana ait ne varsa topladım bu gece, hepsi senin gidişine şahitlik ediyor.
Eski fotoğraflar, yarım kalmış şiirler ve hiç gönderilmemiş o saklı mektuplar...
Hepsi birer tetik gibi bekliyor çekilmek için;
Korkma, elin titremesin; zaten çoktan yıktın bu gönül dergahını.
Sessizce gitmek korkakların işidir, sen cesurca bitir bu masalı.
Gözlerimin içine bak ve "sevmedim" de, bir kurşun gibi saplansın ruhuma.
İnsan en çok güvendiği yerden yıkılırmış meğer, bunu sende gördüm;
Şimdi enkazımın başında durma, son darbeni vur ve karanlığa karış.
Belki de en çok kendimi vurdum ben, seni benden çok sevdiğim gün.
Kendi ellerimle verdim sana bu infazın tüm yetkisini.
Şimdi şikayet etmeye hakkım yok, biliyorum;
Vur beni öyle git, çünkü senin olmadığın her gün zaten bir idam mangası önündeyim.
Mevsimleri bahane etme, kış zaten senin gidişinle başladı bu şehirde.
Güneş doğsa ne çıkar, benim gökyüzüm senin gözlerinde karardı.
Bir veda ancak bu kadar ağır, bir ayrılık ancak bu kadar keskin olabilir;
Sıyır kınından o soğuk kelimelerini, sapla tam göğsümün ortasına.
Hangi dize anlatabilir ki bu paramparça oluşun anatomisini?
Şairler bile susar bu kadar büyük bir yangın karşısında.
Sen benim hem ilacımdın hem de zehrim;
Şimdi zehrini damarlarımda bırakıp gitme, al canımı da kurtul bu sancıdan.
Gidişinle açtığın o boşluğu,
Hiçbir kalabalık dolduramayacak artık.
Ben hep o son karede,
senin vurduğun o noktada kalacağım.
Zaman aksa da, takvimler değişse de benim saatim sende durdu;
Vur beni öyle git, ki
Duran kalbim bir daha sana çarpıp yorulmasın.
Ardında bıraktığın bu gölgeyi de al götür,
Gölgem bile sana benzemeye başladı.
Hangi aynaya baksam senin gidişin, hangi yola sapsam senin izin...
Ben bende kalamadım artık,
her parçam senin veda valizine dolmuş;
Kapat bu sayfayı ve bitir bu sürgünü, vur beni öyle git.
Son noktayı koyarken bu kanayan feryat eden mısralara,
Yine aynı karanlıkta,
Senin vuruşunu bekliyorum sessizce.
Aşk; senin ellerinde ölmekmiş meğer,
bunu seninle anladım;
Vur beni öyle git, ki
bu veda bizim tek gerçeğimiz olsun.
Cemre yaman
5.0
100% (13)