1
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
29
Okunma
Temmuzdu.
Saçlarım aceleyle yapılmış,
bir düğüne yetişiyordum.
Hayat sıradan bir akşam sanıyordu kendini.
Sonra telefonum titredi.
Ansızın.
Adını o gece öğrendim.
Kalabalığın ortasında
içimde sessiz bir şey başladı.
Müzik çalıyordu, insanlar gülüyordu,
ama ben başka bir yere düşmüştüm.
Sakarya’ya döndüğümde
seni ilk gördüğüm an
düğün ışıkları söndü içimde,
yerine senin gözlerin yandı.
O an anladım —
bazı insanlar tanıdık gelir,
sanki geç kalmış bir kavuşma gibi.
Başta ne güzeldik biz…
Sözlerimiz yumuşak,
ellerimiz tereddütsüz.
Kavga bilmeyen iki kalp gibi.
Bir ev hayal ettik,
aynı sofrada sabah kahvaltısı,
aynı yastıkta yarınlar…
Ayrıldık sonra,
ama kopamadık.
Çünkü bizim aramızda
inat değil, kader vardı.
“Sen nereye gidersen git,
peşinden gelirim.” dedin.
O an kalbim
bir ömürlük bir cümle duydu sandı.
Belki eksikiz,
belki yolumuz uzun,
ama şunu biliyorum —
Ben seni bir düğün yolunda tanıdım,
ve o gece içimde başlayan şey
hâlâ bitmedi.
Ve ben,
hangi yola saparsam sapayım,
kalbimin adresi yine sen olacaksın.