0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
93
Okunma
Bir düş içinde parlamışım; üstümü başımı, saçlarımı kirletmişim.
Parmak uçlarımda işin sonrası, bileğimi büken bir sızı.
Aşka çılgınlar gibi bir yatak kurmak, ten tene onunla sevişmek yerine…
İç sesimleyim;
bir o kadar da günahsızım.
Tövbe… kırk bin asırlık Meryem’i saç telime astım
Gönlümün kıyılarını ıslatan kör nehirler
uzunca bir gidişin dönüşüne yetmez; ömrüm kısa.
Bugün, aklımın bitirdiği bir dulda
bir isim bulmalı kendine.
Freni patlamış bir kamyonun dikine yürüyen, kanına susamış aşkları yaşadım;
hiçbirini birbirine emanet etme cesaretimi yenemedim.
Sevdiklerim oldu, koyu bir gecenin hatırına;
ya sevecek gibi olduklarım…
Asıl onlar bende hiç gitmediler.
Kaldılar bir başına,
ölürcesine iniltili bir aşkla.
Her sabah uyduruk bir sevinçle uyanmak
hangi işkâl, hangi köşe kapar beni, bilmiyorum.
Bildiğim tek şey:
onun tek mermilik şanı
ve benim titreyen parmak uçlarım var.
Gün, yüzüme takılmış eğreti bir tebessüm gibi;
sanki birazdan düşecek.
İçimde saklı duran o tek atımlık ihtimal
ya vuracak kalbimi
ya da ıskalayacak bütün ömrümü.
Ben yine de
titreyen parmak uçlarımla
kendimi bir sözle tutuyorum....
12-02-2026
ist
Zaralıcan
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.