27
Yorum
88
Beğeni
5,0
Puan
1680
Okunma
Göğsümdeki eksik kemik gibi,
ne varlığın belli idi
Ne de yokluğun.
Parmak uçlarım,
bir kuş kadar ürkekti.
Camın soğuk yüzüne
adını yazarken
harflerle birlikte
gözlerim de buğulanıyordu.
Konuşmadık.
Çünkü söyleyeceğimiz her söz
suskunluğa ihanetti.
Biliyordum,
gözlerin bir nehirdi
hep sonsuzluğu akıp duran.
Ben,
omuzlarından dökülen
bir sonbahardım;
yaprak misali
tutunamadım tenine.
Sana dokunmak,
ataşlarda yanmak gibiydi.
Ne kadar tutunmaya çalışsam,
o kadar damlıyordun
ruhumun saçaklarından.
Aynı odadaydık,
aynı sessizlikte.
ve sana,
hep
siyah yakışıyordu.
5.0
100% (53)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.