0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
75
Okunma
Yükün sadece kendin olsun bu sefer,
Öyle uzun uzadıya, süslü vedalara gerek yok.
Gürültüyle kapanan kapıların ardında kalsın
Gırtlağında düğümlenen, o söylenmemiş ağır sözler.
Çünkü bazı vedalar kelimelere sığmaz,
Sadece bir boşluk bırakır, dolmak bilmeyen.
Tasını tarağını topla;
Eskimiş alışkanlıklarını, o her sabah aynı acıya uyanışlarını,
Yastığının altına, sanki çiçek açacakmış gibi gizlediğin solgun umutları,
Ve "belki" diyerek, biriktirdiğin bütün o küflü hayal kırıklıklarını...
Hepsini bir bohçaya sar, ama sıkı bağla;
Yolda dökülüp de seni geri çağırmasınlar.
Güneşin henüz uyanmadığı, göğün isli bir griye boyandığı bir saat seç,
Sokaklar daha kendi telaşına düşmeden,
Kaldırımların dili çözülüp sana "dur" demeden git.
Çünkü kalmak;
Yıkılacağını bildiğin bir enkazın altında,
Mucizevi bir nefes beklemekten başka nedir ki?
Duvarlardaki o tanıdık çatlaklara son kez bak,
Hangi hüzünle çizildiklerini en iyi sen bilirsin.
Mutfaktaki o yarım kalmış çayı,
Okunmamış son sayfayı,
Ve başucunda bekleyen o cevapsız soruları bırak.
Eksik kalsın bu sefer hikaye;
Tamamlanmaya çalışılan her şey biraz daha kanatır çünkü.
Bak, rüzgar camın önünde sabırsızlanıyor,
Sana hiç bilmediğin denizlerin, hiç gidilmemiş şehirlerin kokusunu getiriyor.
Aynadaki o yabancı, yorgun ve kırgın bakışı da bırak burada,
Sadece özünü, sadece o saf sessizliğini al yanına.
Gitmek,
Sadece bir yeri terk etmek değildir;
Kendini feda ettiğin o kör kuyudan,
Kendi ellerinle çekip çıkarmaktır.
Yollar yorsa da, ayakların geri geri gitse de,
Biliyorum, her veda biraz da "merhaba"dır kendine.
Tasını tarağını topla;
Gidilecek yol uzun,
Ama yükün ne kadar hafifse,
O kadar yakındır o ilk huzurlu uykun.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.