0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
93
Okunma
Dünya dönüyor, biliyorum
Ama ayaklarımın altındaki toprak değil sanki,
Koyu bir pekmez kıvamı zaman.
Her adım,
Bin yıllık bir yolculuğun yorgunluğu.
Perdeleri çekmeye bile mecalim yok,
Güneş sızmasın içeri.
Zaten aydınlık dediğin,
Sadece tozları gösteriyor havada asılı duran.
O tozlar ki benden daha özgürler,
Hiç çaba harcamadan dans ediyorlar boşlukta.
Bir kenara iliştirilmiş bir ceket gibiyim,
İçim boşalmış,
Kollarım sarkık.
Ruhumun düğmeleri çözülmüş,
İlikleyecek tek bir parmağım bile uyanık değil.
Astarı sökük bir hayatın,
Eski bir askıda unutulmuş haliyim.
Telefonun ışığı sönüyor masada,
Cevapsız sorular, birikmiş telaşlar...
Hepsi benden çok uzakta, başka bir kıtada sanki.
Sesler birer uğultuya dönüşüyor,
Anlamlarını yitirmiş heceler yığını.
Bir bardak su, bir okyanus kadar derin şimdi,
Uzanmak, en zorlu seferi dünyanın.
Sadece durmak istiyorum,
Hatta durmaktan da öte;
Hiç var olmamış bir sesin
Yankısı kadar sessiz kalmak.
Kendi gölgemin üzerine uzanıp,
Onun kadar hafiflemeyi beklemek.
Zaman akıp gitsin yanı başımdan,
Ben bir kıyıda unutulmuş kaya gibi kalayım.
Ne bir rüzgar sarsın beni, ne bir yağmur ıslatsın.
Sadece nefesim kalsın geriye,
O da en kısığından, en derinden...
Çünkü bugün, kendimi taşımak
Dünyayı sırtlanmaktan daha ağır geliyor.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.