...yine de en iyi şey, sevilen bir kadının yanında, konuşmadan, yalnız onun beraberliği duygusu ile tamamen mutlu bir gece geçirmektir. fazlasını aramamalıyız; çünkü iki varlık hiçbir vakit tek olmaz.
maupassant
Bazen tek damla bile, bardağı taşırırmış. Bilsem böyle olacak, izin verir miydim hiç ? Ayrılık tohumları, kuytuda yeşerirmiş. Bilsem böyle olacak, izin verir miydim hiç ?
Sensizlik sanki çölde, yanıp kavrulmaya eş. Kuru bir yaprak gibi, yelde savrulmaya eş. Ayakta duramayıp, göçüp devrilmeye eş. Bilsem böyle olacak, izin verir miydim hiç ?
Sen de farklı değilsin, görüyorum ki benden. Farklı değiliz artık, iki ruhsuz bedenden. Çektiğimiz acılar, bir kaç basit nedenden. Bilsem böyle olacak, izin verir miydim hiç ?
Sende kalan gözlerimi nasıl kapatayım ? Gecelerime huzur ekip yatamıyorum Ne yaparsan yap bana, ne yaparsam yapayım. Ben seni yüreğimden söküp atamıyorum.
(Onuncuköylü İsmail SIKICIKOĞLU)
Paylaş:
7 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Güzeldi okuduğumuz şiir Biz de yazdıran yüreği, yazan kalemi kutladık ve alkışladık yürekten Gönlün abat olsun, tüm şiirlerin mükemmel ve de benzersiz olsun Şiirle kal, sevgiyle kal, dostça kal, sağlıcakla ve de hoşça kal
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi (Ayrılık Sendromları ve Geriye Dönük Pişmanlık Ünitesi)
Şiirin Adı: BİLSEYDİM ! Şairi: Onuncuköylü İsmail SIKICIKOĞLU Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri / Celil ÇINKIR (Delibal)
Kalburabastî Efendi çayını karıştırırken dedi ki: Bu şiir bir “keşke”nin yankısıdır. Pişmanlık, burada sadece geçmişe dönük bir serzeniş değil; kaderle yapılan geç kalmış bir pazarlıktır.
“Bilsem böyle olacak, izin verir miydim hiç?” Bu tekrar, şiirin omurgasıdır. Bir nakarat gibi döner; her dörtlükte kaderi sorgulayan bir iç hesaplaşma olur. Şair, yaşanan ayrılığı bir hata değil, izin verilmiş bir süreç olarak görüyor. Yani suç kaderde değil; “göz yuman kalpte.”
İkinci kıtadaki çöl, kuru yaprak ve devrilme imgeleri klasik ama yerli yerinde. Yalnızlık burada romantize edilmiyor; tükeniş olarak veriliyor. Özellikle:
“Ayakta duramayıp, göçüp devrilmeye eş.” dizesi, fiziksel çöküşü ruhsal çöküşle birleştiriyor.
Üçüncü kıta ise en sert yer. “Farklı değiliz artık, iki ruhsuz bedenden.” Bu ifade, aşkın ölümünden sonra geriye kalan “mekanik varoluşu” anlatıyor. Birlikte ama cansız; hayatta ama hissiz…
Son kıtada ölçü serbestleşiyor; duygu kalıba sığmıyor. Özellikle: “Ben seni yüreğimden söküp atamıyorum.” itirafı, şiiri klasik ayrılık temasından çıkarıp bağımlı sevgi psikolojisine yaklaştırıyor. Sevgi burada bir tercih değil; içe yerleşmiş bir kök.
RUSAMER Klinik Değerlendirmesi:
Özgünlük: 15/20 Dil ve Akış: 17/20 Duygusal Yoğunluk: 18/20 Yapısal Tutarlılık: 16/20 Etkileyicilik: 17/20
Toplam: 83/100
Kalburabastî Efendi son sözünü şöyle söyledi:
Keşke, insanın en ağır yüküdür. Ayrılık bazen bir anda olmaz; izin verilen küçük suskunluklarda büyür. Ve bazı sevgiler sökülmez, ancak insanla birlikte gömülür.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.