0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
13
Okunma
İLAHİ BESTE
İlahi bir beste bu;
Yağan yağmurda sessiz bir şarkı.
Rahmet ve bereket,
Tane tane, sevgiyle inmekte toprağa.
Sevdayla bağrına basıyor onu ana;
Hasretiyle yanan yeryüzü, içmekte hararetle kana kana...
Ve ahenk içinde gelmekte hizaya kâinat;
Ne bir isyan, ne de bir inkar...
Dinlemekte ilahiyetten gelen o sesi,
O anı yaşamak istemekte her nefis.
Kar taneleri ise besteyle uyum içinde,
Süslemekte yeryüzünü.
Aşılmaz denen dağlar ise,
Büyüklüğüne boyun bükmüş.
Üzerindeki canlılar verilenle şükür içinde,
Dereler çağlamakta deryaya doğru coşmuş;
Gürül gürül bereket taşımakta,
İçinden binbir çeşit nimet...
Ve akmakta Rahman’a,
Ve dinlemekte ilahi besteyi;
Sanki hep bir ağızdan: "Allah Bir!"
Bu nasıl beste, nasıl bir şarkı?
Anlamı, en derin özünde saklı.
Dalgalar sanki bir şeyler anlatmakta,
Yakamozlar ise ahenk içinde dansta.
Martılar nakarata uymakta,
Ay ise gökyüzünde tebessümde...
Kâinat ise Hak’kı Hak bilmekte.
Âlem sanki haykırmakta;
Sanki duymak istemeyenlere duyurmak için:
"Allah Bir! Bir Allah!"
Bu nasıl güfte, bu nasıl beste?
Sesler sanki tek bir merkezde;
İşte eşi benzeri olmayan o beste!
Güneş ise tecelliyeti ile ısıtmakta;
Ne eksik, ne fazla...
Ne bir isyan, ne bir asilik;
Hep aynı, verilen emre itaat.
Ekseninde istemez özgürlük,
Ve şükür ile dönmekte;
Sahibini Allah bilmekte.
Bozulduysa dünyanın düzeni,
Sanki bilmekteyiz Allah’tan.
Oysa yerli yerinde olan o düzen,
İnsanın inkarına isyanda!
Verilmezse çeki düzen her halimize,
Geçecek iş işten;
Ne hayat kalacak, ne de düzen.
Cennet olan kâinat çevrilecek cehenneme.
Tek çare, tek ilaç:
Sevmek, sevmek, sevmek...
Bilmek, bilmek, bilmek.