Epstein dosyası, aslında bir çağrıdır: “Güç” karşısında “ahlak” yeniden ayağa kalkmadıkça, toplumun ruhu daha da çürüyecek. Amerikan toplumunun yaşadığı bu çöküş, yalnızca kendi sınırları içinde değil, küresel ölçekte de yankı buluyor. Çünkü güç ve ahlak arasındaki savaş, insanlığın ortak imtihanıdır.
Altınla örtülmüş kirli yüzler, Vicdanı susturur sahte sözler. Güç taht kurmuş, ahlak sürgün, Amerikan rüyası: çürüyen özler.
Bir dosya açılır, karanlık akar, Sessizlik büyür, utanç çoğalır. Paranın hükmü, insanı boğar, Hakikat susar… adalet yıkılır.
Bir gün hesap sorar zamanın dili, Gizlenen sırları açar her biri. Çürüyen rüyanın son perdesinde, Vicdan dirilir, düşer maskeleri.
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Kıymetli üstadım, şiir Amerikan rüyasının ardındaki çürümüş yüzü sert bir eleştiriyle ortaya koyuyor. “Altınla örtülmüş kirli yüzler” dizesi, sahte ihtişamın ardındaki yozlaşmayı çarpıcı biçimde simgeliyor. Paranın hükmüyle boğulan insan ve yıkılan adalet, toplumsal vicdanın susturuluşunu güçlü bir şekilde yansıtıyor. Son bölümde vicdanın yeniden dirilişi, umut ve hesaplaşma çağrısı olarak şiire derinlik katıyor. Kaleminize, yüreğinize sağlık.
Kıymetli üstadım, yorumunuz şiirin özünü tam yerinden kavramış. 🌿 Amerikan Kabusu dizelerinde gördüğünüz “altınla örtülmüş kirli yüzler” imgesi, gerçekten de sahte ihtişamın ardındaki çürümüşlüğü çarpıcı bir şekilde simgeliyor. Paranın hükmüyle boğulan insan ve yıkılan adaletin tasviri, toplumsal vicdanın susturuluşunu güçlü bir eleştiriyle ortaya koyuyor.
Kıymetli üstadım, yorumunuz şiirin özünü tam yerinden kavramış. 🌿 Amerikan Kabusu dizelerinde gördüğünüz “altınla örtülmüş kirli yüzler” imgesi, gerçekten de sahte ihtişamın ardındaki çürümüşlüğü çarpıcı bir şekilde simgeliyor. Paranın hükmüyle boğulan insan ve yıkılan adaletin tasviri, toplumsal vicdanın susturuluşunu güçlü bir eleştiriyle ortaya koyuyor.
Maskelerin düşmesiyle birlikte yeni maskelerin hazırlanması, aslında çağımızın en çarpıcı gerçeğini ortaya koyuyor. Vicdansızlığın perde arkasında gizlenen gülüşler, insan ve düzenin merhametten yoksun kimliklerini daha da görünür kılıyor. Şiir değil destan yazılsa bile kimsenin üstüne alınmaması, bu çürümenin en keskin göstergesi.
Kaleme dair takdiriniz için minnettarım. Bu yankıları böylesine derin bir bakışla dile getirmeniz şiirin ruhunu tamamlıyor. Selam ve saygılarımla.
Maskelerin düşmesiyle birlikte yeni maskelerin hazırlanması, aslında çağımızın en çarpıcı gerçeğini ortaya koyuyor. Vicdansızlığın perde arkasında gizlenen gülüşler, insan ve düzenin merhametten yoksun kimliklerini daha da görünür kılıyor. Şiir değil destan yazılsa bile kimsenin üstüne alınmaması, bu çürümenin en keskin göstergesi.
Kaleme dair takdiriniz için minnettarım. Bu yankıları böylesine derin bir bakışla dile getirmeniz şiirin ruhunu tamamlıyor. Selam ve saygılarımla.
Amerika'nın geçmişini de az çok okuyup bildiğimiz için dünün, zamanın gerçeklerini çok çeşitli basın, son kâbusun da suratında yeterince gördüğümüz için; geleceğe dair (maalesef) müjdeli haberler çıkaramıyoruz. Bu kâbus biraz daha süreceğe benzer, ancak Rab'bin zıt güçlerle, ayrıca bizzat kendi gücüyle bu kâbuslara müdahalesi de kaçınılmaz duruma gelir. Zira dünya tarihi bu kâbuslara sık sık şahit olmuş ve en yoğunları da çok yakın zaman evvel birinci, ikinci dünya savaşlarında yaşanmıştır. Zira bu aynalarda çok görüntü var. "Eden kendine eder..." derler. Güzel ve de demli çay gibi özleri yansıtan şiiriniz bana bu yankıları verdi. Tebrik ve teşekkürlerimi ifade ediyor, selamlarımla gözlerinizden öpüyorum. Sağlık duâlarımla... (Aksakal)
Şiirin demli çay gibi özleri yansıtması ve tarihin aynalarından bugüne uzanan yankıları hatırlatması, aslında tam da vermek istediğim duyguydu. Amerika’nın geçmişinden bugüne taşınan kâbusların geleceğe dair umutlu bir tablo çizmemesi, insanlığın ortak hafızasında derin izler bırakıyor. Dünya tarihi, dediğiniz gibi, bu karanlık dönemlere defalarca şahit oldu; fakat her defasında Rab’bin kudretiyle dengeler değişti, zulmün hükmü uzun sürmedi.
“Eden kendine eder” sözü, şiirin özünü tamamlayan bir hatırlatma oldu. Bu yankıları böylesine derin bir bakışla dile getirmeniz beni çok mutlu etti.
Tebrik ve teşekkürleriniz için minnettarım. Selam ve saygılarımla, sağlık dualarınızı da içtenlikle alıyor ve karşılık veriyorum.
Şiirin demli çay gibi özleri yansıtması ve tarihin aynalarından bugüne uzanan yankıları hatırlatması, aslında tam da vermek istediğim duyguydu. Amerika’nın geçmişinden bugüne taşınan kâbusların geleceğe dair umutlu bir tablo çizmemesi, insanlığın ortak hafızasında derin izler bırakıyor. Dünya tarihi, dediğiniz gibi, bu karanlık dönemlere defalarca şahit oldu; fakat her defasında Rab’bin kudretiyle dengeler değişti, zulmün hükmü uzun sürmedi.
“Eden kendine eder” sözü, şiirin özünü tamamlayan bir hatırlatma oldu. Bu yankıları böylesine derin bir bakışla dile getirmeniz beni çok mutlu etti.
Tebrik ve teşekkürleriniz için minnettarım. Selam ve saygılarımla, sağlık dualarınızı da içtenlikle alıyor ve karşılık veriyorum.
Değerli sözleriniz için gönülden teşekkür ederim. Şiirin amacı da tam olarak buydu: karanlığın, paranın ve suskunluğun boğduğu bir çağda vicdanın uyanışını dile getirmek.
Maskelerin düşmesi, sırların açılması ve hesap zamanının yaklaşması, aslında insanlığın kendi iç muhasebesini hatırlatıyor. Adaletin yıkıldığı yerde bile umudun filizlenmesi, şiirin en güçlü nefesiydi.
“Umutla biten tokat” benzetmeniz çok anlamlı; çünkü bazen en sert uyanışlar bile geleceğe ışık taşır. Nice şiirlerde buluşmak dileğiyle…
Değerli sözleriniz için gönülden teşekkür ederim. Şiirin amacı da tam olarak buydu: karanlığın, paranın ve suskunluğun boğduğu bir çağda vicdanın uyanışını dile getirmek.
Maskelerin düşmesi, sırların açılması ve hesap zamanının yaklaşması, aslında insanlığın kendi iç muhasebesini hatırlatıyor. Adaletin yıkıldığı yerde bile umudun filizlenmesi, şiirin en güçlü nefesiydi.
“Umutla biten tokat” benzetmeniz çok anlamlı; çünkü bazen en sert uyanışlar bile geleceğe ışık taşır. Nice şiirlerde buluşmak dileğiyle…
RUSAMER – Ruh Sağlığı Ayarı Merkezi (Toplumsal Eleştiri ve Hiciv Polikliniği)
Şiirin Adı: Amerikan Kabusu Şairi: Nejat Hoca Yorumu Yapan: RUSAMER Sertabibi Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri (nam-ı diğer Celil ÇINKIR – Delibal)
Kalburabastî Efendi bu kez kürsüye bastonunu yere iki kez vurarak çıktı. Salonun ışıklarına bakıp şöyle dedi: Rüya diyene bakmayın, bazen rüyalar kabus kılığında gelir; bazen de kabuslar rüya diye pazarlanır.
Şiir kısa ama yumruk gibi. Altınla örtülmüş kirli yüzler ifadesi, çağdaş dünyanın makyajlı ikiyüzlülüğünü tek hamlede ifşa ediyor. Güç taht kurmuş, ahlak sürgün dizesi ise doğrudan bir medeniyet eleştirisi. Burada bireysel bir sitem yok; sistemsel bir çürüme anlatılıyor.
Kalburabastî Efendi hafifçe gülümsedi: Altın çok parlayınca insan gözünü kapatır; vicdan karanlıkta kalır.
İkinci bölümde dosya, karanlık, sessizlik ve para metaforlarıyla bir yargı atmosferi kurulmuş. Hakikat susar… adalet yıkılır dizesi, metnin zirvesi. Kısa, net ve sert. Şiir uzatılmamış; mesaj yoğunlaştırılmış. Bu bilinçli bir tercih. Hiciv, fazlalığı sevmez; dar alanda sert konuşur.
Son dizedeki Bir gün ifadesi ise açık kapı bırakıyor. O kapı umut mu, hesap mı, yüzleşme mi? Şair bilerek eksik bırakmış. Kalburabastî Efendi der ki: Bazen şiirin en güçlü yeri, bitmediği yerdir.
RUSAMER kriterlerine göre değerlendirme
Özgünlük: 17/20 — Evrensel bir eleştiri, yalın ama etkili imgelerle verilmiş. Dil ve Üslup: 18/20 — Sert, doğrudan ve hicivli bir ton. Duygusal Derinlik: 16/20 — Daha çok bilinç ve eleştiri ağırlıklı; duygu ikinci planda. İmge / Metafor Gücü: 17/20 — Altın, dosya, sessizlik imgeleri yerli yerinde. Toplumsal Etki ve Mesaj Gücü: 18/20 — Net bir sistem eleştirisi, güçlü kapanış.
Toplam: 86/100
Vesselam. “Hiciv, aynayı yüzümüze tutar; bakmamak suçu aynanın değildir.” “Rüya diye satılan her şey umut değildir; bazısı uyanışın başlangıcıdır.”
Gerçekten de şiirin kısa ama yumruk gibi oluşu, çağın ikiyüzlülüğünü tek hamlede açığa çıkarma niyetindendi. “Altınla örtülmüş kirli yüzler” ifadesi, paranın ve gösterişin ardına gizlenen çürümeyi işaret ederken; “Güç taht kurmuş, ahlak sürgün” dizesi ise bireysel bir serzenişten öte, sistemsel bir eleştiriyi dile getiriyor.
Bu yönüyle şiir, sadece bir duygunun değil, bir çağın fotoğrafını çekiyor. Siz de bu derinliği çok güzel yakalamışsınız.
Nice şiirlerde buluşmak dileğiyle, selam ve saygılarımla.
Gerçekten de şiirin kısa ama yumruk gibi oluşu, çağın ikiyüzlülüğünü tek hamlede açığa çıkarma niyetindendi. “Altınla örtülmüş kirli yüzler” ifadesi, paranın ve gösterişin ardına gizlenen çürümeyi işaret ederken; “Güç taht kurmuş, ahlak sürgün” dizesi ise bireysel bir serzenişten öte, sistemsel bir eleştiriyi dile getiriyor.
Bu yönüyle şiir, sadece bir duygunun değil, bir çağın fotoğrafını çekiyor. Siz de bu derinliği çok güzel yakalamışsınız.
Nice şiirlerde buluşmak dileğiyle, selam ve saygılarımla.
Merhaba dost kalem Güzeldi dizeler, şiire dair Biz de okuduk ve alkışladık, yazdıran yüreği, yazan kalemi Gönlüne, ömrüne bereket Şiirle kal, sevgiyle kal, hoşça kal
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.