3
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
166
Okunma

İNCELER YURDU
Bir sabah serinliğinde başlar seher,
Çift sürer Mehmet, arı gibi çalışır Ömer.
Ninemin duası, dedemin sözüdür,
"Bu toprak kanla yoğruldu, emaneti ezdirme" der.
Karakısık’ kayalıklarında yankılanır adları,
Şahin gibi uçar İnceler ‘in çocukları.
Her biri yürek, her biri bir efsane,
Göğsünde ay yıldız, gözünde vatan sevdası.
Kimi tütün ekerken savurur türküsünü,
Kimi afyon tarlasında yoğurur ekmeğini.
İncelerin insanı bilir ki en kutsal görev,
Bayrak dalgalansın, yeter ki bu toprakta özgürce!
Bir gün düşman ufukta belirse,
Beylerli’den Cumalı’ya haber uçar gece.
Toplanır İnceler ’in kahraman yiğitleri,
Vatan aşkına çarpışır çelik bilekleri.
Çocuklar korkmaz, dağ gibi yürek taşır.
İncelerin insanı şehitlik yolunda yarışır
Çünkü güzel İnceler ’de doğan her can,
Ana sütüyle vatanı sever, bayrağa verir kan
Ve döner rüzgâr, taşır kahramanlıklarını,
Anlatır her vadi, her ova, her dağ yarınlarını
İnceler ‘in kahramanları öyle yazmış ki adını,
Gökyüzü bile gururla taşır onun hatıralarını.
İnceler,
Bir kasaba değil yalnız,
Bir destan, bir iman bin insan
Bir ömürlük yemin gibi yaşar zaman
ADAM SILVER
(Adem GÜMÜŞ) 2025
SEVGİLİ ŞİİR DOSTLARI;
ŞİİRİMİZİN HİKAYESİ
Bozkurt’a bağlı İnceler’e yapılan bu gezi, sıradan bir ziyaret değildi. Dostluk vesilesiyle çıkılan bir yol, daha ilk sabah serinliğinde insanı başka bir zamana taşıyordu. Toprak konuşuyordu burada. Sessiz ama ağırbaşlı… Her taşın, her kayalığın bir hatırası vardı. Karakısık’ın kayalıklarında rüzgâr eserken, yalnızca rüzgâr esmiyor; geçmişin isimleri yankılanıyordu.
Şair, tarlasında sabahın ilk ışığında çift süren Mehmet’i gördü; alın terini arı gibi sabırla işleyen Ömer’i… Bu manzaralar, bir fotoğraf karesi gibi değil, bir emanet bilinci gibi durdu zihninde. Ninenin duası, dedenin sözü kulağa değil, doğrudan vicdana değiyordu:
“Bu toprak kanla yoğruldu, emaneti ezdirme.”
İnceler’de insanın ekmeğiyle türküsü birlikteydi. Tütün tarlasından yükselen bir ezgi, afyon toprağında yoğrulan helal lokma… Şair için bunlar birer geçim yolu değil, vatanla kurulan sessiz bir ahitti. Çünkü burada bayrak, bir sembol değil; gündelik hayatın nefesiydi.
Kasabanın çocukları dikkatini çekti. Korku bilmeyen, dağ gibi yürek taşıyan çocuklar… Onların gözlerinde bir oyun hevesinden çok, tarihin mirası vardı. Şair, bu topraklarda şehitliğin bir son değil, bir adanmışlık yolu olarak görüldüğünü hissetti. Ana sütüyle birlikte vatan sevgisinin emzirildiği bir yerdi burası.
Düşman ihtimali bile bir söylenti olarak dolaştığında, Beylerli’den Cumalı’ya uzanan hayali bir haberleşme ağı kuruldu dizelerde. Bu, geçmişten bugüne taşınan bir refleksin, bir birlik ruhunun yansımasıydı. İnceler’in yiğitleri, şiirde yalnızca kahraman değil; hafızanın canlı tanıkları olarak yer aldı.
Ve sonunda şair anladı ki:
İnceler bir kasaba değildir yalnızca.
Bir ömürlük yemin,
Bir iman hali,
Bir destandır.
Bu şiir, gezilip görülen bir yerin değil; görülüp hissedilen bir ruhun kaydıdır. Rüzgârın taşıdığı kahramanlıklar, vadilerin fısıldadığı isimler ve gökyüzünün bile gururla sakladığı hatıralar… Hepsi, şairin kaleminde birleşmiş; İnceler’in hikâyesi, mısralara dönüşmüştür.
Bu yüzden “İnceler Yurdu”, bir gezi şiiri değil;
şahitlik eden bir kalbin destanıdır. Sizleri sevgi ve saygılarımla en kalbi duygularımla selamlıyorum.
ADEM GÜMÜŞ
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.