2
Yorum
9
Beğeni
4,2
Puan
74
Okunma

Hayır demeyi bilmezken
Asla demeyi öğrendim,
Kırıla kırıla, ezile ezile.
İyi niyetimi zayıflık sandılar,
Sessizliğimi rıza diye okudular.
Ben sustukça
Hadsizlikleri büyüdü.
Nefret etmedim,
Çünkü nefret bile fazla geldi bazılarına.
Affettim mi?
Belki…
Ama unutmadım.
Kin tutmadım diye
Hesapsız sanıldım,
Yanıldılar.
Dünya bir tarla dedim,
İnsanlar mahsulü.
Toprağı aynı sananlar bilmez;
Her tohum aynı büyümez.
Uzakta hepsi yeşil,
Yakında belli olur
Hangisi kökünden çürük.
Kimse kırılmasın diye
Kendi omurgamı büktüm yıllarca.
İstemediğim her “evet”
Bir parça daha eksiltti beni.
Hayır demeyi ayıp sandım,
Meğer asıl ayıp
Kötüyü adam yerine koymakmış.
Ayıplar birikti içimde,
Dağ oldu, ses oldu.
Ama kimse çıkıp
“Yanlış yaptım” demedi.
Özür,
Hep dillerinde kaldı,
Yüzleri kadar sahteydi.
Sonra kendime geldim,
Geç ama net.
Dedim ki:
“Kime ayıp olursa olsun,
Sen kendine rezil olma.”
Kötülere sabretmek
Erdem değilmiş,
Kendini harcamakmış.
Artık ayıp olmasın diye
Susmam,
Eğilmem, katlanmam.
Sınırlarımı çizdim,
Geçen canımı yakar.
Kaybettiklerim oldu,
Ama hafifledim.
Şimdi ayıp olmasın diye
Düşündüğüm tek bir yüz var:
Aynaya baktığımda gördüğüm.
Gerisi konuşur,
Gerisi alınır,
Gerisi gider.
Ben kaldım.
Ve bu, yeterince sert bir zafer.
@NURAL BEKTAŞLI
5.0
80% (4)
1.0
20% (1)