5
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
252
Okunma
Hiç Sormadınız
Kimse beni küçük ayrıntılarımdan tanımadı.
Oysa insan en çok orada saklanır.
Hangi sessizlikte içimden dağıldığımı,
hangi seste kendimi toparlamaya çalıştığımı bilmediniz.
Bir fincanın kenarında yavaş yavaş soğuyan çayın
benim için bir vazgeçişe benzediğini,
bazı vedaların hiç söylenmeden yaşandığını görmediniz.
Pencere önünde beklemenin her zaman umut olmadığını,
bazen yalnızca alışkanlıkla karışmış bir bekleyiş olduğunu
fark etmediniz.
Kimse hangi kelimelerin içimde iz bıraktığını sormuyor.
Hangi cümleyi duyduğumda
kalbimde sessiz bir kapının kapandığını,
hangi bakışta kendimi eksik,
hangi suskunlukta görünmez hissettiğimi bilmiyorlar.
Güçlü görünmenin
her zaman güçlü olmak anlamına gelmediğini,
bazen yalnızca kimseye yük olmamak için
ayakta durmaya çalışmak olduğunu da…
Ben dimdik durdukça
her şey yolundaymış sanıldı.
Oysa bazı insanlar yıkılmayı bile
kimseye göstermeden öğrenir.
Ama nasıl sabretmem gerektiğini herkes biliyor.
Ne kadar dayanırsam “iyi” sayılacağımı,
nerede susarsam “olgun” olacağımı
hiç tereddüt etmeden anlattınız.
Kalbim yorulduğunda değil,
onlar rahatsız olunca durmam isteniyor.
Acım ölçülmüyor,
sadece taşırmamam bekleniyor.
Benimle ilgili kararlar
benimle konuşulmadan alınıyor.
Hayatım, hiç yürünmemiş yolların üzerine
başkalarının korkuları ve fikirleriyle kuruluyor.
Yaralarımı görmeyenler,
nasıl iyileşmem gerektiğini ezbere biliyor.
Kimse kanayan yere bakmıyor
ama herkes üstüne basıp geçiyor.
En acısı da şu:
İnsan zamanla anlatmayı bırakıyor.
Çünkü her anlattığında
ya küçümseniyor
ya da “geçer” denilerek erteleniyor.
Oysa bazı şeyler geçmiyor...
Geceleri herkes uyurken
ben kendi içimde uyanık kalıyorum.
Geçmişi susarak taşıyorum,
bugüne katlanarak tutunuyorum,
yarını korkuyla düşünüyorum.
Ve kimse bilmiyor…
İnsan en çok,
anlaşılmadığı yerde yoruluyor.
En derin yorgunluk,
görülmemekten doğuyor.
Belki de bu yüzden
kimse kahvemi nasıl içtiğimi bilmiyor.
Çiçeğimi hangi renkte sevdiğimi,
hangi filmin ağlattığını,
hangi şarkıda kimsesiz kaldığımı sormuyor.
Ama nasıl yaşamam gerektiğini
herkes büyük bir rahatlıkla söylüyor.
Ne tuhaf…
Kalbimi hiç tanımayanların
hayatım hakkında bu kadar emin olması.
Benim içimde neler olduğunu bilmeden
yolumu çizmeleri,
yükümü hafife almaları…
Oysa insan,
en çok anlaşıldığında iyileşir.
Ve ben,
en çok anlaşılmadığım yerde
yavaş yavaş eksiliyorum.
01.01.2011
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.