0
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
37
Okunma
Şehir üstüme kapanır, paslı bir sesle,
Bir kepenk iner gecenin alnına.
Trafik ışıkları kalır arkamda,
Yürürüm; sessizlik daha güvenli.
Her adımım bir yanlış ihtimaldir,
Mayın tarlasında çocuk oyunu.
Kaçarım kendimden;
Senden,
Bizden...
Çünkü korku,
Dişlerini gizleyen bir denizdir.
Nefret, adımı bilen katil balinalar.
Bir bebek gibi yüreğim;
Kundağına suç saklanmış,
Masum ama ihbar edilmiş.
Yargısız infazdan arta kalan budur:
Atan ama kanamayan bir kalp.
Gidiyorum...
Çünkü kalmak,
Suçu üstlenmektir bazen.
Yüzüme inen ıslak tokadın
Bir gün güle dönüşmesini umarak,
Ellerimi açıyorum semâya;
Dilimde yalnız gelişinin duası.
Sükûnet,
Kırık bir dişin
Dilde bıraktığı ince sızı.
İçsem diyorum...
Bir duble rakı şifa olur mu?
Sarhoşluk neyi temizlemiş ki şimdiye?
Çivi çiviyi söker mi gerçekten,
Yoksa sadece
Pas ekler mi yaraya?
Senin adın,
Sabıka kaydındaki silinmez leke.
Ne içsem geçmiyor,
Ne yaksam yanmıyor.
Açılmıyor yeni sayfalar,
Zaman geçiyor,
Ben geçemiyorum...
Vicdanımda delil yetersiz,
Fikirlerimi serbest bırakıyorum.
Ama senin kurduğun mahkemenin
Ömür boyu sürgünüyüm.
Değişmeyen tek gerçek bu.
Yürürüm sessizliğe...
Omuzlarımda,
Sürgün yemiş bir mültecinin yükü.
Giderken arkamda kalan boşluk,
Ziftle kapatılmış bir çukur gibi
Kararıyor asfaltta...
5.0
100% (1)