2
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
58
Okunma
Özlüyorum işte bazen çocukluğumu.
Bazen.de gençliğimi..
Hoyratça harcadığım yılları geri döndüremesem de özlüyorum işte.
Güneşin kavurduğu o kavruk yüzümü,
Çatlamış dudaklarımdan sızan masum ve saf gülüşlerimi,
Çamurlu sokaklarda bıraktığım sevincimi, neşemi, akşam yorgun düşen bedenimi...
Bir leğen içinde kille yıkanmayı.
Özlüyorum işte,
Özlüyorum her şeyden habersiz o saf
halimi.
On sekiz yaşımın deli çağında;
Dünyayı bir bakışa sığdırıp, bir gülüşe
yandığımı...
Toprak kokan köy kızlarının yana taranmış
kâküllerine gönlümü düğümlediğim,
O bele sarkan belikleri özlüyorum işte.
Elini bile tutamadığım, hayallerimde
sevdiğim kızın bitmek bilmeyen sevdası...
Hâlâ aklımdan çıkmayan; sevdasını gizli
tuttuğumda yüreğime derin bir hüzün
çöküyor bazen.
Bazen fırtınalı, bazen çıkmaz sokaklarda
yankılanırdı sesim.
Ama otuzuna yaklaştıkça insanın, o hırçın
denizin dalgaları durulurmuş meğer;
O hırçın dalgalar yerini sessiz bir bekleyişe,
derin bir durgunluğa bırakırmış.
Gönlümün o en demli, en yaralı, en olgun
yıllarını özlüyorum işte.
Özlüyorum işte; hayalini kurduğum aşkların
uğruna uykusuz kaldığım gecelerin sabahını...
Şimdi ise ekimin sonu, kasımın başı
gibiyim;
Ömrümün en üzgün, en yorgun
demindeyim.
Aynaların o küskün bakışları canımı sıkıyor,
Yüzümdeki çizgilerde kaybolan gençliğimi
izliyorum.
Saçımdaki beyazlar, fersiz gözlerim
inadıma; inadıma bakıyor aynalara.
"Geçti o rüzgâr, duruldu o deniz," diyorlar
her baktığımda.
O an kırasım geliyor bütün aynaları,
paramparça!
Penceremin buğusunda yağan yağmura
bakıp,
Kendi içimin dökülen yapraklarını
sayıyorum sanki.
Çocukluğun kili, gençliğin o otuza kadar
süren ateşi...
Hepsi birer emanetmiş meğer, şimdi gözümde bir kaç damla yaş ile
Özlüyorum işte...
O çocukluğumu, o gençliğimi özlüyorum işte.
İZZET GAYRETLİ
T.R. 09 12 1998
5.0
100% (2)