0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
166
Okunma

Hayattan yorgunum.
Bunu yüksek sesle söylemiyorum artık, çünkü kimse gerçekten duymuyor.
Yorgunluk bende bir şikâyet değil; bir hâl.
Sabahları üzerime giydiğim, akşamları çıkaramadığım bir ağırlık.
İnsanlardan yoruldum. Söyledikleriyle oldukları arasındaki o mesafeden.
Bakışlarındaki hesaplardan, gülüşlerindeki prova hissinden.
Herkes bir şey oynuyor ve kimse sahneden inmiyor.
Ben de bir süre onlara benzemeye çalıştım.
Olmadım. Sadece kendimden biraz daha eksildim.
Hayattan yorgunum çünkü hayat benden hep bir şey istedi.
Net olmamı istedi. Taraf olmamı, uyum sağlamamı, “olmam gereken”e benzememi istedi.
Ben ise sadece olmak istedim.
Ne fazlası, ne başkası. İnsanlar bunu sevmez.
Çünkü bir insan kendisi kalmaya çalıştığında, başkalarının maskesini rahatsız eder.
O yüzden beni ya “fazla sessiz” buldular ya da “fazla derin.”
Aslında ikisi de değildim.
Sadece içimde konuşan şey, dışarıdaki gürültüden daha gerçekti.
Sahtelik yoruyor insanı.
Birinin yüzüne bakıp, söylediğiyle düşündüğü arasındaki boşluğu hissetmek…
O boşluk bana hep soğuk geldi.
Orada durdukça üşüdüm.
Ama yine de öğrendim: herkesle her gerçeği paylaşmamayı.
Çünkü bazı insanlar gerçeği anlamaz, sadece kullanır.
Kalbimi defalarca susturmaya çalıştım.
“Bu kadar hissetme” dedim kendime. “Bu kadar takılma.”
Ama kalp bir kas değilmiş meğer; emirle durmuyor.
Sadece yoruluyor. Ben de onun yorulduğu yerlerde sessizleşmeyi seçtim.
Kendim kalmak pahalı bir şey.
İnsan bazen yalnızlıkla ödüyor bedelini,
Bazen yanlış anlaşılmakla, bazen de kimsenin sormadığı o soruyla: “Benimle bir sorun mu var?”
Uzun süre düşündüm bunu. Belki vardı.
Belki de sorun, hâlâ utanmadan hissedebiliyor olmamdı.
Hâlâ bir şeyleri dert edinebiliyor olmam. Hâlâ incinebiliyor olmam.
En zor kısım, içimdeki kırgınlıkla kavga etmekti. Çünkü kırgınlık haklıydı.
Ama ben onun beni sertleştirmesine izin vermedim.
İşte bu yüzden yoruldum. İşte bu yüzden ağırlaştım.
İnsan bazen kötülüğe karşı iyi kalmak için, kendi içini kanatıyor.
Sonra bir gün… Bir mucize olmadı. Kimse gelmedi.
Hiçbir şey düzelmedi. Sadece şunu fark ettim:
Ben hâlâ buradaydım. Bunca şeye rağmen. İçimdeki ses bağırmıyordu artık.
Çünkü anlaşılmayı beklemiyordu.
Kendimi kurtarmak için kimsenin beni seçmesine gerek olmadığını anladım.
Kendimi seçmem yetti. Bu bir huzur değildi. Bu bir mutluluk hiç değildi.
Bu sadece, kendime sırtımı dönmemeyi öğrenmekti.
Artık herkesle aynı masaya oturmuyorum. Herkese kapımı açmıyorum.
Kalbimi bir sınır gibi taşımayı öğrendim.
Duvar değil— sınır. Sessiz çığlığım hâlâ içimde.
Ama artık beni boğmuyor. Ben onu taşıyorum. O beni değil.
Yaşıyorum. Çünkü pes etmedim demek kolay bir cümle.
Asıl zor olan şu:
Pes etmeyi her gün yeniden reddetmek. kimse bunu görmese bile, ben biliyorum.
Bu bana yetiyor. Kalbimi korumak bir savaştı benim için.
Kırılmamak değil— kırıldığım hâlde sertleşmemekti mesele.
İçimde bir yer hep “boş ver” demek istedi.
Ama ben vazgeçmedim. İyi kalmaya çalıştım.
Kimse görmedi bunu. Belki görselerdi bile anlamazlardı.
En çok kendimle yoruldum. Kendim kalma çabası insanın sırtına en ağır yük oluyor.
Çünkü kimse alkışlamıyor. Kimse “aferin, bozulmadın” demiyor.
Sadece sen biliyorsun. Bazen bilmek yetmek zorunda kalıyor.
Sonunda başardım.
Ama bu başarı anlatılacak bir şey değil. Bir zafer gibi durmuyor.
Sadece bir gün, içimdeki gürültü biraz sustu. İnsanlar hâlâ aynıydı.
Dünya hâlâ kirliydi. Ama ben kendime yabancı değildim artık.
Çığlığım sessiz. Çünkü bağırmak, hâlâ bir şey beklemek demek.
Ben beklemeyi bıraktım. Ama hissetmeyi bırakmadım.
Acı geçmedi. Sadece beni yönetmemeyi öğrendi.
.
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.