1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
46
Okunma
Dünya döner ama sen durmuşsun gibi,
Zaman akar gider, geç kalmışsın gibi.
Güneş doğar elbet, her sabah usulca,
Sanki bir kuyunun en dibindesin gibi.
Daralır koridorlar, pencereler kapanır,
Eski dostlar bile yabancı gibi bakışır.
İçindeki o çocuk, bir köşe başında,
Kendi gölgesinden bile korkup sakınır.
Ne yana dönsen bir duvar çıkar karşına,
Benzer her günün rengi, o puslu yarına.
Kendi sesini bile duyamaz olursun,
Karışınca feryadın, hayatın telaşına.
Oysa sıkışınca başlar ruhun sancısı,
Geride kalır ancak yolun yabancısı.
Kabuğunu kırmadan kanatlanmaz kuşlar,
Budur bu kadim hayatın değişmez yasası.
Yükün ağır gelirse, bırak yere bir süre,
Bakma öyle hüzünle, o eski mühre.
Daralan yerinden filizlenir umutlar,
Sığmaz olur sonunda ne şehre ne de dehre.
Sıkışınca anlarsın kalbinin genişliğini,
Fark edersin elbet o eşsiz derinliğini.
Fırtına dindiğinde, sular durulduğunda,
Yeniden yazarsın kendi o hür kimliğini.
5.0
100% (2)