0
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
13
Okunma
Büyük izlenimlerin arkasında gizleniyorum, Tanrım.
İnancımın sarsılmış terazisinde, başımın dönmesiyle
küfrediyorum.
Topuklarımızı kanatan taşlı yollardan, şu dik yamacın bozuk
satıhlarından yürümemiz de sana olan inancımın güvenini
zedeliyor.
Lütfen, beni anla.
Benim için çok küçük bir alan olsa bile, barınabileceğim bir
yer bırak limbikte.
Biliyorum, dargınsın.
İzin ver.
İzin ver ki nirvanaya ulaşalım birlikte.
Senin için şu eğik başımı dik tutabilirim.
Aşk üçgeninin arasında bir tek ben mi ölmeliyim?
İstersen, yanı başında bekleyen sokak dilencilerini gör
mesela.
Yıllar geçtikçe kaybettik seni, ölme sıla.
Eros’un Daphne’yi kurşun oklarına hedef aldığı gibi,
kalp gözünü perdeletmeyeceğim, Tanrım!
Sen doğanın en güzel, en zarif çiçeklerindensin.
Yıllar geçtikçe doğamızı bozacaklar; nefes almak istesen
bile, fotosentezinde nikotinler apsedecek.
Apollo karşılık bulamadı, aşkın esiri oldu.
İşte, görüyorsun Tanrım!
Senin isteğin üzerine birçok mitler, masallar, türküler
söyleyebilirim.
Dönüşümlerin arkasında tonlarca hikâye, serüveninin…
Bir efsaneye dönüşen aşkların akıbetini bugün anlatsalar
bile, dinlemeyecek hiçbiri.
Bir felsefe isteyecekler, tanımadan reddetmeyi.
İstemeyecekler beklemeyi.
Uzun yıllar sonrası ilişkilerine sorun bulacaklar.
Şu an ne yapmaktayım, bilir misin Tanrım?
Hedeflerime doğru günden güne adım attım.
Artık huşumu kaybettim; seni hatırlamak beni meşguliyete
sürüklüyor.
Seni bıraktım, Tanrım.
Ufuklardan bana bir gelecek görünüyor.
5.0
100% (1)