3
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
148
Okunma
Bir şiiri tutup yakasından
Çekip çıkarıyorum masaya
Masa, kalem ve kâğıt
Olduğun kadardan eksik
Yazıldığın kadar buradasın
Kuytularında bir fısıltı saklı
Sızıdan ince
İzden derin
Bana düşen seni seyretmek
Bana düşen
Siyah karbon kokan kâğıtlara
Yokluğun rengini resmetmek
Avuçlarımda kuruyan tepeler...
Yosun
Küf
Naftalin kokulu
Düş gemileri...
Karaya oturmuş yalnızlıkta
Nuh kadar tekil
Yusuf kadar derinde
İbrahim’in ateşiyle komşuyum
Mürekkep kokan kör gece gibi
Duruyorum burada
Kendime az
Yokluğuna kalabalık
Sana taşarcasına çoğum
Burası dipten de dip
Sen bastığım toprağın altında
Kendimde batığım sevgili
Tırpanın ağzıyla
Rüzgârın savurduğu an arasındayım
Erken biçilmiş yeşil kadar cılız
Saçlarıma değen yelin ürpertisi kadar
Çıplağım
Adın
Harflerime gölgesinden yakın
Sesin
Sustuğum yerlerde pusu kuran cümle
Nereye dönsem sana çarpıyorum
İçimdeki boşluk senin şeklini almış
Karanlık gibi giyiniyor beni üzerine
En arızalı sessizliğimle
Bir şiiri tutup yakasından
Sökmeye çalıştıkça
Tırnaklarıma doluyor adın
Daha derine
Daha kana batıyorsun
Dur...
Şiire sen kaybından
Ölüyorum
_beyhude
5.0
100% (7)