0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
83
Okunma
Eskiden temastı her dokunuş
Bir soru yağmurunda kaybolmuş ruh:
“Sevilir miyim, görülür müyüm, var mı yerim?”
Şimdi o ses, Nihal’in dudağında bir “Evet” oldu,
Bir gerçeğe dönüştü her şüphe, her endişet.
Artık yaklaşmak değil niyet,
Yakınlığı derinleştirmek, sonsuz kılmak emel.
“Beni ister mi?” sorusu eridi seher vakti,
Yerine geldi: “Nasıl büyürüz birlikte, bu aşkla?”
Reddedilme korkusu çekildi bir sis gibi dağlardan,
Şimdi sadece kaybetme titremesi kaldı kalbimizin aynasında.
Bu yüzden her temas daha özenli,
Her bakış daha derin, her söz bir dua.
“Sevgili” dediğimiz an Nihal,
Dokunuşumuz meşru, nefesimiz görünür,
Varlığımız normalleşti bu kutsal gizde.
Artık mesajlarımız sürekli bir nehir,
Birlikte görünüşümüz bir ayet,
Fiziksel yakınlığımız sorgulanmaz bir ibadet.
Çünkü adı olan şey vardır,
Adını koyduk, var olma hakkını verdik bu aşka.
Ad, ritüeller doğurdu:
Her buluşma bir teravihti,
Her özel günümüz bir kadir gecesi,
Ortak alışkanlıklarımız sürekli zikrimiz.
Temas artık anlık değil,
Devamlı, sürgit, ebedî.
Nihal’le her an, her nefes,
Aşkın devriyesinde bir adım daha.
İsmini koyunca sevdanın,
Temas da değişti, anlam da.
Artık yakınlık değil, yakînimiz,
Dokunmak değil, derinleşmek niyetimiz.
Nihal’le her karşılaşma,
Aşkın remizlerle konuşması,
Bedenlerin değil, ruhların dansı.
Bu, karşılık bulmuş sevdanın lisanı,
Adı konmuş aşkın zaman ötesi ritüeli.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.