0
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
73
Okunma
AŞK-I BEKĀ
"Sevdim" deme ey gönül, seven de O, sevilen de,
Can mülkü bir aynadır, her zerrede görünen de.
"Bismillah" dilde hece, asıl kelâm O imiş,
Her yolun başı O’yken, sonu yine O imiş.
Ben aşka daldım sandım, aşk içimde uyandı,
Vahdetin güneşinde "benlik" mumu tükendi.
Birlemek, bir rüyadan uyanmakmış meğerse,
Perde bizzat "ben" imiş, kalbe kibir değerse.
"Elhamdülillah" dedim, dilde kaldı bir nefes,
Hamd eden de O imiş, O’dur asıl mukaddes.
Elif’i dışta aradım, meğer içte gizliymiş,
Ben aradan çıkınca, vuslat zaten belliymiş.
Aradığım kendimdi, meğer bulan aranan,
Bulduğum her gerçekte, O’dur asıl görünen.
Şükür etmek bir fiil, değilmiş sadece söz,
Şükür varlığın özü, her bakışta gören göz.
Yokluk içinde daldım, yokluk diye bir şey yok,
Varlık tek bir deryadır, başka bir yol, yön de yok.
Aslımı bulduğum an, dünya koptu bağından,
Benlik silindi bitti, Hak göründü sağından.
"Allahu Ekber" dendi, sarsıldı yerle gökler,
O’ndan özge büyük yok, hayrete düştü melekler.
Âşık ile Maşuk’u bir görünce şaştılar,
Söz bittiği o yerde, hakikate ulaştılar.
"Gönlüm" dedim sustu dil, söz ikilik yaratır,
Kelâma gelen her şey, sadece bir anlatır.
En derinden bir gerçek, kalbe doldu ansızın:
Vuslat; meğer hiç ayrı kalmamış ayrı olan beden imiş
AŞK-I BEKĀ
"Bismillah" deyip daldım, bu uçsuz bucaksız aşka,
Gördüm ki bu hâl imiş, cümle hâlden başka.
"Sevdim" dedim ey gönül, meğer yanılmışım;
Seven de O, sevilen de O, bir rüyaya dalmışım.
Sende "Elif" sırrını ararken, bizzat "ben" eridi,
Vahdetin güneşinde, benlik mumu tükendi.
Perde bizzat kendimmişim, kalbe kibir değince,
Hakikat aşikâr oldu, "ben" aradan çekilince.
"Elhamdülillah" dedim, hamd eden de O imiş,
Her yolun başı O’yken, sonu yine O imiş.
Şükür varlığın özüymüş, sadece dilde bir hece değil,
O’nu her bakışta görmekmiş, başka bir bilmece değil.
Yokluk içinde kayboldum, baktım ki yokluk da yok,
Varlık tek bir deryadır, O’ndan özge bir yön yok.
Aslımı bulduğum an, dünya koptu bağından,
Ruhumun kanatları, kurtuldu ten dağından.
"Allahu Ekber" sedâsıyla sarsıldı yerle gökler,
Âşık ile Maşuk birleşince, hayrete düştü melekler.
"Gönlüm" dedim sustu dil, çünkü söz ikilik yaratır,
Kelâma gelen her şey, sadece bir’i anlatır.
En derinden bir nida, kalbe doldu ansızın:
"Vuslat zaten buradaymış, ayrı olan bedenmiş."
Şimdi sus ey kalem, hakikat dile gelmiş;
Ruhun ezelî bayramı, meğer hiç bitmezmiş.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.