Olumlu ve coşkuluysanız, insanlar sizinle zaman geçirmek ister. jeff keller
ey yağmur
ey yağmur

su manifestosu

Yorum

su manifestosu

( 8 kişi )

4

Yorum

11

Beğeni

5,0

Puan

184

Okunma

su manifestosu

Bir yanlışla açıldı her şey diyorsak,
bu açılma bir hata mıydı
yoksa hatayı mümkün kılan
ilk koşul mu;
çünkü eğer doğru sonradan kuruluyorsa,
doğruyu kuran irade
yanlıştan önce mi vardı,
yoksa yanlış ortaya çıktıktan sonra mı icat edildi?

Eğer doğru,
olanı açıklamak için üretilmişse,
açıklanan şey
neden hâlâ suçluluk hissi bırakıyor?
Ve eğer yanlış
yalnızca ölçüm hatasıysa,
ölçen kimdi,
neyi referans aldı,
hangi zamanı başlangıç saydı?

Başlangıç dediğimiz şey
bir nokta mıydı gerçekten,
yoksa geri dönüp baktığımızda
anlam yüklediğimiz
ilk kararsızlık mı?
Eğer yanlış,
doğrunun yokluğundan doğuyorsa,
doğru yokken
yanlışı kim tanıdı?

Ve asıl soru burada düğümleniyor:
eğer her doğru
yanlıştan sonra geliyorsa,
biz ne zaman
haklı olduk —
ya da hiç olduk mu?
Belki de bu yüzden
hakikat hep temiz görünür;
üzerine en son
o sürülür.

Ve biz,
sonradan uydurulan bu doğrularla
ilk yanlışı
uzun süre doğru sanmayı
başardık.

Suya yaklaştık,
çünkü kendimiz olarak kalmak
her gün biraz daha fazla çaba istiyordu;
peki insan,
sürdürmek zorunda kaldığı bir şeyden
ne zaman vazgeçme hakkını kendinde buldu?

Eğer değişmek, bir kopuş değil de; yavaş bir çözülmeyse,
neden çözülürken hâlâ aynı adla çağrılmak isteriz söyle?

Suya benzediğimizde
bizi tanıyanlar azalıyor diye mi korktuk,
yoksa tanınmamak ilk kez hafif hissettirdiği için mi orada durduk?


Akmak sandığımız şey
belki de kararsızlığın en estetik biçimi;
ilerlediğimizi sanırken
aynı sorunun etrafında
daha hızlı dönüyor olabilir miyiz?

Derinlik dediğimiz şey
bir yer değilse eğer,
neden hâlâ oraya düşmekten korkuyoruz;
yoksa derinlik,
bakmaya cesaret edemediğimiz
en yüzeysel gerçeğin adını mı taşıyor?


Derinliğe indik diyelim,
ama inen biz miydik
yoksa bizden arta kalan
alışkanlıklar mıydı;
çünkü insan derine indikçe
kendini değil,
kendisinden vazgeçme biçimini taşır.

Eğer değişim tamamlandıysa
ve geriye dönebileceğimiz bir yüzey yoksa,
biz hâlâ “biz” miyiz,
yoksa aynı adı
farklı bir boşlukta
ısrarla tekrar eden
bir ses miyiz?




Ve eğer derinlik
geri dönülmeyen yer ise,
geri dönmeyi özleyen şey
kimdi ---
biz mi,
yoksa bıraktığımız hâlimiz mi?

işte böyleyken:
Su ne temize çıkarır
ne de mahkûm eder;
olanı alır,
olduğu yere geri bırakır---
ama geri bırakılan şey
asla aynı kalır mı?

Benliğimi bir kap sandım,
sızmayı hata saydım;
oysa çatlaklar olmasaydı
içeri girenle
içeride olanı
nasıl ayırt edecektim?


Bekledik,
ama neyi beklediğimizi
hiçbir zaman tam söyleyemedik;
çünkü adını koyduğun şey
ya çok erken gelir
ya da artık gelmemesi gereken bir hâle de erir

Aynaya baktığımda
tek bir yüz gördüm;
suya baktığımda
yüzlerim çoğaldı----
hangisi gerçek diye sordum kendime,
soru cevap aramaktan vazgeçince
gerçek hâlâ gerçek kalır mı?

Bilmek istedim;
ama bilmenin,
susuzluğu değil
suyu çoğalttığını fark ettim;
insan neyi anlarsa anlasın
hep biraz daha eksik kalıyorsa,
eksiklik kimin kusuru?

Sustuk,
ama susan biz miydik
yoksa dil mi
bizi terk etti?
Eğer susmak bir eylemse,
öznesi kimdi --
ve kim adına yutuldu sessizlik....

Su sessiz kaldıkça
içimdeki gürültü arttı;
belki de huzur dediğimiz şey
cevapların değil,
soruların bir süreliğine
yerini unutmasıydı.

Yanlışta kaldık;
bu kalış bir hata mıydı,
yoksa su gibi taşına taşına
bilincin kendine kurduğu
en güvenli yatak mıydı?

Çünkü yanlış,
suyla uzun süre yan yana durunca
akışa karışır;
tanıdıklaşır,
ve insan onu
kendi biçimiyle karıştırır...

Eğer yanlışta kalmak
bir tercihe dönüştüyse,
neden hâlâ ona
akıntının zorunluluğuymuş gibi
davrandık?

Ve eğer sorumluluk
ancak durulduğunda fark ediliyorsa,
biz neyi
akışın içine bırakıp
temizlendiğimizi sandık?

ve eğer adalet
akanla birlikte yer değiştiriyorsa,
biz durduğumuzda
yanlış yerde mi kaldık,
yoksa ilk kez
yerimizi mi aldık?

Şimdi bir çıkmazdayım:
eğer her şey akıyorsa
neden bazı izler silinmiyor;
eğer susmak bilgelikse
neden bazı sessizlikler
bizi daha da ağır suçluyor?


Ve en sona bırakılan soru
en başa dönüyor:
su beni sınamadıysa,
ben neyi geçemedim ---
akmayı mı,
durmayı mı,
yoksa durabilecekken
akmayı seçmiş olmayı mı?


yağmurbey

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (8)

5.0

100% (8)

Su manifestosu Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Su manifestosu şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
su manifestosu şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
10.1.2026 20:30:24
5 puan verdi
Metniniz, su metaforu üzerinden doğru-yanlış, benlik, değişim ve hakikat kavramlarını derin bir sorgulamayla işliyor.
“Su ne temize çıkarır ne de mahkûm eder; olanı alır, olduğu yere geri bırakır” dizesi, yazının özünü ve felsefi yaklaşımını çarpıcı biçimde özetlemiş.
Yüreğinize sağlık, eseriniz hem varoluşsal hem de metafizik sorularla okuru düşündüren güçlü bir manifestoya dönüşmüş.
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
10.1.2026 18:17:47
5 puan verdi
hocam mevzu derin olunca çok uzun ancak sürükleyici bir şiir kutluyorum saygılar
Etkili Yorum
karann
karann, @karann
10.1.2026 05:49:39
su' yun bildirisinde açıkça sorgulanan
çelişkiler var, şair her dizede dozunu arttırarak vurguluyor ve kendinide sorgulama cesaretinden ödün vermiyor,
kelimeler özenle seçilmiş gibi mısralarda sıradanlığa izin verilmemiş.

bu platformda bir şair arkadaşımız paylaşımlarında uzun metinleri tercih ediyor ve bir çoğunda dizeler bir birinden kopuk şiir duyguyu anlaşılmaz hale getiriyor jatta mısralar bile ayrı dnyaların gibi. sizin şiirinizde tam anlamıyl roman akıcılığı anlatım üstünlüğü hakim dizeler bir birini açıklıyor bir önce ki dizede ki soruyu cevaplıyor, bu sizin eğitim be bilgi birikiminden yansıyor olmalı üstadım
büyük kefiy aldım okurken
kendimden parçalar da buldum yer yer
tebrikler sayglar hocam

karan
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL