0
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
270
Okunma

Horoz,
buz tutmuş damın üstünde,
çatlamış sesiyle
şafağı karanlığın içinden çağırıyor.
Serçeler,
çatı aralarında,
titrek kanatlarını birbirine sürter;
ihtiyatlı cikcikleri
sabahın boğazında ısınır.
İnekler,
soğuk yemlikte,
hafif hırıltılarıyla;
nefeslerinin buharı
havada titrer.
Koyunlar,
dar ağılda,
birbirine sokulmuş;
boğuk melemeleri
nemli samanın içinde kaybolur.
Tavşanlar,
sessiz bahçede,
keskin dişleriyle
genç ağaçların kabuğunu kemirir;
kuru kemirme sesi
sessizliği yarar.
Köpekler,
sessiz sokaklarda,
kısa havlamalarla
taze ayak izlerini duyurur;
kar,
her sıçrayışta
sırtlarından dökülür.
Tilki,
bahçenin kıyısında,
kıpırtısız,
kulak kesilmiş;
bir dalın hışırtısı
gözlerini parlatır.
gece
karı
ağırlaştırdığında
kuşların dökülmüş tüyleri
karın üstünde
ay ışığı altında kalıyor.
Rüzgâr inliyor...
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.