4
Yorum
15
Beğeni
0,0
Puan
200
Okunma

Hasret düştü içime,
kor değil, lav gibi;
yavaş yavaş akıyor damarlarımda,
eti kemiği eritiyor,
bir damla ses çıkarmadan.
Gurbet yollara düğüm değil,
ilmik attı boynuma.
Her nefeste biraz daha sıkıyor,
ne kurtuluş var, ne çırpınış.
Sadece sessiz bir boğuluş,
gözlerim açık, uyanık.
Gece olunca,
odamın duvarları daralıyor,
senin yokluğunla doluyor.
Bir zamanlar gülüştüğümüz köşe,
şimdi en soğuk yer;
otursam donuyorum,
kalksam taşıyamıyorum ağırlığını.
Ellerim titriyor hâlâ,
o son dokunuşun izini arıyor tenimde.
Bulamıyor.
Bulduğu tek şey,
kendi yalnızlığının keskin kokusu.
Dön desem, yollar dönmüyor bana.
Çağırsam, sesim ulaşmıyor sana.
Arada kalan bu mesafe,
ne kapanıyor, ne alışılıyor;
sadece büyüyor,
günden güne, geceden gece.
Ey hasret,
ey en zalim misafir,
içimde yerleştiğin günden beri
ne bir pencere açtım sana,
ne kovabildim.
Kovsam da gitmeyeceksin biliyorum;
sen bende oldukça,
ben de sende yanmaya devam edeceğim.
Bir gün bitecek mi bu yangın?
Bitecek elbet,
ya sen gelince,
ya ben gidince.
Şimdilik ikisi de uzak.
Şimdilik sadece yanıyorum.
Sessizce,
derin derin,
adını söylemeden.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.