0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
8
Okunma
Ah oğul... Ben senin düğününü kuracaktım, mezarını değil. Daha bıyıkların terlememişti, hayallerin vardı yarına dair. Şimdi odan buz gibi, yatağın boş, elbiselerin yetim... Kalk be oğul, kalk da baban yatsın o kara yere...]
Kapandı gözlerin göz ferin söndü
Eve ateş düştü bak devran döndü
Muradın yerine kefen büründü
Yüreğim köz oldu yanıyor oğul
Sensiz düğünü kime kurayım?
Seni nerelere gidip sorayım?
İste şu canımı kurban olayım,
Kolum kanadım bak, kırıldı oğul!
Yıktın şu dünyamı başıma benim
Toprak mı olacaktı o beyaz tenin
Kabir mi oldu şimdi senin meskenin
Ciğerim köz gibi yandı be oğul
Duvarda asılı gömlek yas tutar
Ananın gözleri hasretle bakar
Yiğidim toprakta sessizce yatar
Gözümün yaşları sel oldu oğul
Bahçede diktiğin fidan kurudu
Hasretin içimde her gün büyüdü
Tabutun önümde sessiz yürüdü
Dört kolun üstünde sal oldu oğul
Yıktın şu dünyamı başıma benim
Toprak mı olacaktı o temiz tenin
Kara yer mi oldu şimdi senin meskenin
Ciğerim köz gibi yandı be oğul
Bayram gelir el öpenim bulunmaz
Bu yaranın merhemi yoktur sarılmaz
Giden geri gelmez zaman durulmaz
Amansız bu gidiş zor oldu oğul
Ozan Zaferi der ömür bitecek
Mezarın üstünde otlar olacak
Bu hasret benimle kabre girecek
Dünya bana artık dar oldu oğul
Yıktın şu dünyamı başıma benim
Toprak mı olacaktı o nazik tenin
Kara yer mi oldu şimdi senin meskenin
Ciğerim köz gibi yandı be oğul