0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
69
Okunma
Aşkın Sessizliği
Vakit, ne evveldir ne ahir; bir sırrın içindeyim,
Mekan, "Ben yere göğe sığmadım" diyenin izindeyim.
Kızsam ne fayda kaza-i ilahiye, zerrem razı değil,
Sussam feryat içimde, durmaya ömür razı değil.
Bir "Elif" çeksem kalbe, "Lam" olur dolanır boynuma,
Cemadat bile dile gelir, girer dervişin koynuna.
Taş idim, toprak oldum; nefesten bir can buldum,
Seni ararken ey Yâr, kendi yokluğumda vuruldum.
Demlediğim sadece çay değil, ömürdür bu kazanda,
Şeker neylesin acıya, tadı yoktur bu mizanda.
Hadi varayım desem Sultanın yanına, benlik manidir,
Bırak yaprak düşsün, takvim dediğin bir anidir.
Rüyamda gördüğüm o kadim name, ruhun aslıdır,
Yazmaya kalem utansın, bu bir suskunluk faslıdır.
Hakikat perdesiz ise, misal neden araya girer?
Gönül bir kere "Hû" dese, cümle dertler biter.
Kalbim isminin kavislerinde, bir "Lam" gibi büküldü,
Gözümden dökülen yaş değil, ömür bendi söküldü.
Dağdaki kurt, deryadaki balık, hepsi bir zikirde,
Bense şaşkın bir kaplan, hapsolmuşum bu fikirde.
Gündüz feryat eylese, gece sükutla örter üzerimi,
Mekan razı olsa, zaman siler geçer izimi.
Vakit, o muazzam tecellinin her hangi bir demi,
Ne mekan kaldı artık, ne de dervişin kederi...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.