4
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
232
Okunma

Yağmurlu Bir Gün
Sorma nasılım diye, sorma
Bazı acılar anlatılmaz, yaşanır
Bazı yıkımlar vardır, adı şehir olur
Benimkisi içimde çöken bir soma
Nasılım diye sorma bana,
sorma…
Dağılmışım,
yıkılmış bir enkaz gibiyim.
Duygularım kefene sarılı,
içimin içi acı taşıyor.
Yüreğimde öyle bir matem var ki,
vesasız gidişlerin biletini aldım;
bir meçhule,
sonsuzluğa yol alır gibiyim.
Bugün hüzünlerim bile ağlıyor,
haksızlıklara,
onca döktüğüm gözyaşına,
inandığım her şeye,
masumiyetime…
Daha sayamadığım
neler neler.
Bu şehirde yağmurlu bir güne gözlerimi açtım,
aynı benim gibi gökyüzü ağlıyor.
Çisil çisil yağan yağmur,
içimde tarifi olmayan bir sızıya karışıyor.
Elimde bir fincan kahve,
dilimde derin bir suskunluk,
kulağımda Burhan Çaçan’ın sesi,
“Yağ, yağmur” diye yankılanıyor.
Sanki gök benim içimde ağlıyor,
ben de göğün içinde savruluyorum.
Bu şehir daha kaç sevgilinin ayrılığına
yağmurlar altında şahitlik edecek?
Vedalar;
güzel sevenlerin,
masum yüreklerin
canını acıtıyormuş…
Ve sorma artık nasılım diye,
bir şehir üstüme yıkılıyor.
Enkazın altında kanıyorum,
adı konulmamış acılarla.
Dinmeyen bir yağmur var,
ama kimse bilmiyor:
hangi şehir,
hangi yüreğin üstüne çöktü,
hangi yüreğin içinde sessizce göçtü.
ASYA ÖZTÜR
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.