5
Yorum
12
Beğeni
4,9
Puan
338
Okunma
Çatık duvarların ardında durdum
Hüzmeler bahtıma hep teğet geçti
Yürek ermedikçe akıla sordum
Şu öksüz hislerim her dem kekeçti
Hengame içinde pek bitap düştüm
Düşler kucağında senle gülüştüm
Çelimsiz yapraklar döküledursun
Set oldum utancın hudutlarına
Derken, viranede yine mamursun
Öyle hasretim ki sebatlarına
Sevda ayazında titreyen bir can
Sırta yük bilirdim, o imiş mercan
Kapandı yüzüme vuslat kapısı
Öbür bin kapıdan taşıyor çile
Örtünce mantığı vehmin tipisi
Kaybettim benliği düştüm meçhule
Yıllardır bir gerçek ensesindeyim
Yalanın nihai perdesindeyim
Bu mevsim günleri, ayrı hüzündür
Art arda kaplanır şehrin yolları
Umut ile gitmek ne de hazindir
Sırtlarken bir ömür kuru dalları
Bozgunu, bozguna eklemekteyim
Çat kapı o ânı beklemekteyim
Ne çabuk geçiyor kaygısız demler
Beşikten, âh-u zâra sanki bir gün
Bir kader mensubu türlü ademler
Tümünün alnına basılmış sürgün
Hep gamdır kağıttan geceye sızan
Bir lamba başında, garipse yazan
Ne varsa, iç içe boşluk, hezeyan
Eskimiş seraplar oyalar handa
Bir nefiy sarmalı kat, kat uzayan
Yapıştı yakama iki cihanda
El kadar yüreğe sığmayan benim
Ey yurtsuz kafile, ben de sizdenim
5.0
88% (7)
4.0
12% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.